“CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ” NE GETİRİYOR?

AKP ve MHP’nin üzerinde anlaştığı, “Cumhurbaşkanlığı sistemi” adı verilen,  18 maddeden oluşan Anayasa değişiklik paketi, mecliste yapılan görüşmeler, kavgalar sonucunda 330’un üzerinde oy alarak referandum sınırını geçerek Cumhurbaşkanının onayına sunuldu. R.T Erdoğan’ın onayı ardından referandum için süreç başlayacak. Nisan ayı içinde Anayasa değişikliği üzerine halk oylaması yapılacak.

Referandumda doğru tutum belirlemek için Anayasa değişiklik paketi içindeki maddeleri yürürlükte olan 12 Eylül Anayasa’sı maddeleri ile tek tek karşılaştırmak gerekiyor. Eski uygulama ne, yapılan değişiklik ne, değişiklik geriye gidişi mi, ileriye gidişi mi temsil ediyor, ne anlama geliyor, eski ile yeni arasında ne gibi fark var? Somut olarak değerlendirilmesi, cevap verilmesi gerekiyor.   Doğru metot budur. Bu yöntem uygulanmadan kulaktan dolma bilgilerle, toptancı tespitlerle değerlendirme yapmak, tavır takınmak doğru değildir.

12 EYLÜL ANAYASA’SI, “CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ” KARŞILAŞTIRMASI

MADDE 1:

Anayasa’nın “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” 9. Maddesine ‘bağımsız’ ibaresinden sonra “ve tarafsız” ibaresi ekleniyor.

Yargı bu ülkede hiçbir zaman gerçek anlamda bağımsız olmadı. Parlamentoda sayısal çoğunluğu elinde bulunduran parti yargıyı da belirledi. Bu nedenle yargı “bağımsız” da denilse, “tarafsız” da denilse sonuçta değişen bir şey olmayacak.

MADDE2:

Anayasa’nın 75. Maddesinde yapılan değişiklikle milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılıyor.

Milletvekili olmak isteyenlerin sayısı artacak, yarış kızışacak!

MADDE 3:

Anayasa’nın 76. Maddesinde yapılan değişiklikle milletvekili seçilme yaşı 25’ten 18’e indiriliyor.

Gençlerin siyasete katılması cazip hale getiriliyor. 14 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, kendi iktidarı döneminde büyüyen gençleri kendisine çekmeye çalışıyor.

MADDE 4:

Anayasa’nın 77. Maddesi değiştiriliyor. Milletvekili seçimi 5 yıla çıkarılarak, Cumhurbaşkanı seçimi ile birleştiriliyor. Genel ve Cumhurbaşkanı seçimi 5 yılda bir aynı günde yapılacak.

MADDE 5:

Anayasa’nın 87. Maddesinde yapılan değişiklikle, meclisin görev ve yetkileri içinden “Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek;” görev ve yetkisi kaldırılıyor.

“Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi” içinde, diğer bir ifade ile Türk tipi başkanlık sistemi içinde Başbakan, Bakanlar Kurulu yer almıyor. Dolayısıyla Anayasa’da başbakan, bakanlar kurulunu düzenleyen maddeler, ifadeler kaldırılıyor. Yeni düzenlemede meclis sadece yasa yapacak.

MADDE 6:

Anayasa’nın TBMM’nin bilgi ve denetleme yetkisini düzenleyen 98. Maddesinde yapılan değişiklikle gensoru doğal olarak bir kabine olmayacağı için kaldırılıyor. Milletvekillerinin Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sorması, bunların da en geç on beş gün içinde cevap vermesi düzenlemesi getiriliyor.

MADDE 7:

Anayasa’nın Cumhurbaşkanının niteliklerini belirleyen 101. Maddesinde yapılan değişiklikle; Cumhurbaşkanı nitelikleri içinden “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere”  şartı kaldırılıyor.

Muhalefetin en çok kullandığı argüman olan “varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresi kaldırılıyor. Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisini sürdürme, parti başkanı olmasının yolu açılıyor. Bu zaten fiili durumdu. Fiili durum anayasal hale getiriliyor.

Yeni olarak “Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir” düzenlemesi getiriliyor.

MADDE 8:

Cumhurbaşkanın görev ve yetkilerini düzenleyen 104. Maddesi, yeni sisteme göre  düzenleniyor.  12 Eylül Anayasa’sında Cumhurbaşkanına aşırı yetkiler tanınmıştır.  12 Eylül Anayasa’sına göre Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır. Yetkileri içinde; seçimlerin yenilenmesine karar vermek, başbakanı atamak, istifasını kabul etmek, bakanlar kuruluna başkanlık etmek, başkanlığında toplanan bakanlar kurulu kararıyla sıkıyönetim, olağanüstü hal ilan etmek, kanun hükmünde kararname çıkarmak, YÖK üyelerini seçmek, rektörleri seçmek, Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek ….. gibi aşırı yetkileri var.  RT Erdoğan  bu yetkileri yer yer zorlayarak da kullandı, kullanıyor.

Bu yetkilerin yanında cumhurbaşkanının halkoyu ile seçildiğini dikkate aldığımızda TC’nin yönetim sistemi zaten parlamenter sistem olmaktan çoktan çıkmıştır. Uygulanan fiili Türk tipi başkanlık sistemidir.

Yeni 104. madde fiilen uygulananı anayasal hale getiriyor. Başbakanlık, Bakanlar Kurulu kaldırılıyor. Yürütme doğrudan Cumhurbaşkanına bağlanıyor.  Cumhurbaşkanı yardımcıları ve O’nun atayacağı bakanlar sadece olacak.

Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi veriliyor. 12 Eylül Anayasası’nda Cumhurbaşkanının kararname yetkisi zaten vardı. “Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak.”

MADDE 9:

Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’da cezai sorumluluğunu düzenleyen 105. Maddesi değiştiriliyor.

12 Eylül Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı, siyaseti belirleyen konumuna rağmen siyaseten sorumsuzdu. Cumhurbaşkanı hakkında sadece “vatana ihanetten dolayı” meclisin dörtte üçünün (367) vereceği kararla yargılanabileceği hükmü konulmuştu.

Yeni düzenlemede Cumhurbaşkanı hakkında meclis tarafından soruşturması açılmasının, karar verilmesinin, yüce divana gönderilmesinin  nasıl olacağı ortaya konuluyor.

Yeni düzenlemeye göre Cumhurbaşkanını Yüce Divan’a sevki için meclisin üçte ikisinin (400) oyu gereklidir.

MADDE 10:

Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkması durumunda; Cumhurbaşkanına vekillik etmeyi düzenleyen 106. Maddesi yeniden düzenleniyor.

Cumhurbaşkanı’nı vekaleten kimin temsil edeceği, Cumhurbaşkanı makamının boşalması durumunda neler yapılacağı, yardımcıları ve bakanlar hakkında meclis soruşturması açılmasının vb. usulü ortaya konuluyor.

MADDE 11:

Meclis seçimlerinin Cumhurbaşkanı tarafından yenilenmesini düzenleyen Anayasa’nın 116. Maddesi değiştiriliyor.

Meclis beşte üç çoğunlukla (400) erken seçim kararı alabilir. Erken seçim de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yapılacak. Cumhurbaşkanı da erken seçim kararı alabilir.

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.”

MADDE 12:

Anayasa’nın OHAL ilan etme koşullarını düzenleyen 119. Maddesi yeniden düzenleniyor.

“Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım  hallerinde”  olağanüstü hal ilan etme gerekçeleri yeni düzenlemede genişletiliyor:

“Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.”

MADDE 13:

Anayasa’da mahkemelerin kuruluşunu düzenleyen 142. Maddeye şu ek yapılıyor:

“Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilir.”

Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kaldırılıyor. Askeri mahkemeler savaş halinde askerlerin yargılandıkları mahkemeler olarak kurulabilecekleri hükmü getiriliyor.

MADDE 14:

Anayasa’nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) düzenleyen 159. Maddesi değiştiriliyor.

Anayasaya göre, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 22 asıl ve 12 yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.”

Kurulun 4 asıl üyesi, yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri, ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca atanıyor.

3 asıl ve 3 yedek üye Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca atanıyor. 2 asıl ve 2 yedek üye Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca atanıyor. 1 asıl ve 1 yedek üye Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından atanıyor. 7 asıl ve 4 yedek üye adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca seçiliyor.  3 asıl ve 2 yedek üye, idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca seçiliyor. Görev süresi 4 yıl. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

Yeni düzenlemede HSYK’nın ismi, yapısı, üye sayısı değiştiriliyor.

“Hâkimler ve Savcılar Kurulu 13 üyeden oluşur; 2 daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.”

Kurulun 3 üyesi adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, 1 üyesi  idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. 3 üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi   yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından, toplam 7 üye Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek.  Başvuruların ve seçimin nasıl olacağı da yeni düzenlemede konuluyor.

HSK’nın görev süresi 4 yıl. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

MADDE 15:

Anayasa’nın Bütçenin hazırlanması ve uygulanmasını düzenleyen 161. Maddesi, yeni düzenleme temelinde değiştiriliyor.

16. 17. 18. maddeler yeni yapılan düzenlemeler temelinde Anayasa’da yürürlükten kaldırılan maddeleri, maddeleri ayıklamayı, kimi düzenlemelerin ne zaman yürürlüğe gireceğini içeriyor.

GENEL DEĞERLENDİRME

Yürürlükte olan 12 Eylül darbe Anayasa’sı; asker sivil Kemalist devlet bürokrasisinin iktidarını sağlama almak için hazırlanmış, ırkçı, Türk ulusunun egemenliğini öngören, Türk olmayan milliyetlere hiçbir hayat hakkı tanımayan, aşırı merkeziyetçi, Kemalist ideolojiyi devlet ideolojisi olarak anayasal hüküm haline getiren faşist bir Anayasa’dır. Bu Anayasa’da şimdiye kadar onlarca değişiklik yapılmıştır. Fakat Anayasa’nın başta değiştirilemez olduğu yazılan ilk üç maddesi olmak üzere, birçok maddesinde yansıyan faşist özü değişmemiştir.

Anayasa değişiklik paketi Anayasa’nın faşist özüne dokunmuyor. Bu özü ortadan kaldırmıyor. Anayasa’nın ilerisinde, Anayasa’ya göre ileri değişiklikler getirmiyor. Anayasa’nın özüne dokunmadan, fiilen uygulanan Türk tipi (alaturka) başkanlık sistemi Anayasa’ya monte ediliyor. Bu yapılırken Anayasa’da engel konumunda olan maddeler kaldırılıyor. Yapılan değişiklikler işçiler, emekçiler, halklar yararına olumlu bir değişikliği içermiyor.

REFERANDUMA KATILMA İLKE SORUNU DEĞİLDİR!

Biz seçimleri, referandumları komünist faaliyet açısından dikkate alır, her seçimi, her referandumu içinde bulunulan somut koşullara göre değerlendirir, seçimlere, referandumlara katılıp katılmayacağımızı, katılacaksak nasıl katılacağımızı somut değerlendirerek uygun taktiği belirleriz.

Bütün komünist faaliyette temel sorun, işçi sınıfı ve emekçiler içine komünist düşünceleri, alternatifi, burjuva düşüncelerle çatışma içinde taşımak, işçi sınıfının ve emekçi yığınların bilinç ve örgütlenme seviyesini ilerletmektir. Hangi taktik bunun için daha elverişli şartlar yaratır? Somut koşullar değerlendirilerek uygun taktik belirlenmelidir.

Bu referandumda hangi tavrı takınırsak, işçilerin emekçilerin bilinç seviyesini bir adım devrime yakınlaştırabiliriz? Evet denilerek mi bu yapılabilir? Hayır denilerek mı bu yapılabilir? Somut tartışıp somut karar vermemiz gerekir. Bu referandumda yazı içinde açıkladığımız nedenlerden dolayı, ne evet demekle, ne hayır demekle işçilerin emekçilerin bilinç seviyesi devrime bir adım yakınlaştırılamaz!

Bu referandumda boykot taktiği ile doğru bilinç işçi, emekçi yığınlara verilebilir. İki faşist Anayasa’nın birbirinden berbat olduğu, ikisi arasında tercih yapılamayacağı, yeni demokratik Anayasa için mücadele etmemiz gerektiği, egemenler arasındaki dalaşta birine karşı diğerinin kuyruğuna takılmamız gerektiği, bağımsız davranmamız, bağımsız siyaset izlememiz gerektiği vb. bilinci verilmelidir. Kitleleri bir adım ilerletecek, komünistlerin vermesi gereken bilinç budur.  

NASIL BİR ANAYASA?

12 Eylül anayasası çöpe atılmalı, yeni demokratik anayasa yapılmalıdır. Bu anayasada; bireyin devlete karşı hakları korunmalı, devlet özgür eşit vatandaşların bir hizmet aracı olarak görülmeli, bütün önemli konularda halk oylamaları öngörülmeli, yerel yönetim ilkesi temel alınmalı, çok uluslu yapı temel alınmalıdır. Böyle bir anayasa için mücadele etmeliyiz. Böyle bir anayasa er ya da geç gelecektir!

DOĞRU TUTUM: BOYKOT!

Sandıkta önümüze konulacak seçenekler neler?

Parlamentoya bağlı bir hükümetin seçilmesi mi? Cumhurbaşkanına bağlı bir hükümetin seçilmesi mi?  

Türk tipi başkanlık sistemi mi? Delik deşik olmuş, özü değişmeyen 12 Eylül Anayasası mı?  

Fiili durum sürsün mü? Anayasal hale mi getirilsin mi?  

Kırk katır mı? Kırk satır mı?  

Kanser mi? Kolera mı?  

Seçenekler bunlar.

Bu seçenekler içinde birini diğerine tercih edecek bir seçenek yok. Var olanı savunmak başkanlık sisteminden daha iyi değildir. İşçiler, emekçiler, halklar için ikisi de kötüdür. Bu somutta iki kötü arasında seçim yapılamaz.

Evet demek; alaturka başkanlık sistemi faşist anayasaya monte edilmesine evet demektir. Kabul etmek demektir.

Hayır demek; var olan faşist anayasa olduğu gibi kalsın, değiştirilmesin, andaki fiili durum sürsün anlamına gelir. Egemenlerin iktidar dalaşında, hayır diyen kanadın yedeğine düşmek demektir. Hayır 12 Eylül Anayasa’na evet demektir.

Referandumun konusu, içeriği var olan kalsın mı, değiştirilsin mi oylamasıdır.

İşçiler, emekçiler, halklar Evet ile Hayır arasında tercih yapmak zorunda değildir. Üçüncü bir seçenek daha var: Var olan Anayasa da, yapılmak istenilen değişikliğe da karşı çıkıp referandumu boykot etmek. 12 Eylül darbe Anayasa’sına karşı olduğumuz gibi Türk tipi başkanlık sistemine da karşıyız. İkisi birbirinden kötüdür. Birbirinden kötü olan iki kötü arasında tercih yapılamaz!

Anayasa referandumunu boykot etmek tek doğru tavırdır.

Türkiye’de bugün burjuva demokrasisi yok. Anayasa burjuva demokrat bir Anayasa değil. Bu nedenle yürüklükte olan Anayasa bizim savunacağımız, sahipleneceğimiz Anayasa olamaz! İki faşist Anayasa arasında seçim yapmamız dayatılıyor. Bu dayatmayı kabul etmiyoruz!

NE 12 EYLÜL FAŞİST ANAYASA’SI, NE DE ALATURKA BAŞKANLIK SİSTEMİ!

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİN!

REFERANDUMU BOYKOT EDİYORUZ!

24 Ocak 2017

YENİ DÜNYA İÇİN ÇAĞRI

Paylaş