COVİD-19 PANDEMİSİ ÜZERİNE GELİŞİGÜZEL NOTLAR

Kapitalizmin temel karakteristiği; eşitsiz, dengesiz, adaletsiz yapısı ve bunun doğal sonucu olarak insanlık ve ekoloji düşmanı olmasıdır. Milyonlarca insan açlıktan, sağlık, içecek, su yokluğundan, yeterli sağlık hizmeti olmadığından vb. ölüyor. Kapitalizmin kâr hırsı dünyada yaşam temellerinin sarsılması, doğanın emperyalist talanı sonucu, doğal dengelerinin bozulmasına yol açıyor. Kâr uğruna doğal kaynaklar talan ediliyor. Ozon tabakası delindi, sular zehirlendi, tropik ormanlar, bitki örtüsü yok edildi. Artan çölleşme, sel felaketleri, artan açlık ölümleri, hastalıklar vb. vb. bozulan doğal dengelerin sonucudur. Soluduğumuz hava zehirlendi.

Etrafımızdaki birçok madde doğal olarak radyasyon içeriyor. Her gün radyasyona maruz kalıyoruz. Doğal kaynaklardan yani topraktan, güneşten ve uzaydan gelen kozmik ışınların yanı sıra insan kaynaklı radyasyona da maruz kalıyoruz. İnsan yapımı radyasyon, nükleer silah denemeleri, atmosfere salınmış radyoaktivite ve nükleer santral vb. gibi unsurlardan kaynaklanıyor. Alfa, beta ve gama ışınları gözle görülmediği için farkında olmadan organlarımız, dokularımız, tüm vücudumuz radyasyonla etkileşime giriyor. Kullandığımız, cep telefonları, bilgisayarlar vb. yüzünden de radyasyona maruz kalıyoruz. İnsan emeği ve doğanın talanı üzerine kurulu kapitalist sistem, yoğun kentleşme, betonlaşma, uluslararası trafik epidemi ve pandemilerin koşullarını olgunlaştırıyor.  

Covid-2019 pandemisi 2019 sonunda Çin’in Hubei eyaletinde Vuhan kentinde ortaya çıktı. Çin hükümeti, önce korona virüs ve halk sağlığına yönelik tehlikeler hakkındaki bilgilerin yaygınlaşmasını engelleme yoluna gitti. Çinli sosyal faşistler Covid-2019 pandemisinin yayılmaması bağlamında gerekli önlemleri almadılar. 7 Şubat 2020’de korona virüs salgını ile ilgili ilk uyarıları yapan ve çalıştığı hastanede kendisi de virüsü kapan Dr. Li Venliang yaşamını kaybetti. Dr. Li Venliang hastalık ortaya çıktığında, bunun yeni bir virüs tipi olduğunu ve ciddi bir salgın hâline gelebileceğini açıklamak istediği için Çin polisi tarafından tehdit edildi ve hakkında “dedikodu yaymak” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Dünya Sağlık Örgütü ancak 2,5 ay sonra 11 Şubat 2020’de Covid-2019’u “pandemi” ilan etti. Dünya Sağlık Örgütü’nün de çok geç tanı koyması salgının yayılmasının diğer bir nedenidir. Covid-2019 salgın bir hastalıktır. Bu salgın hastalık insandan insana çabuk bulaşan ve çok hızlı yayılan bir virüs hastalığıdır. Salgın çok hızlı şekilde bütün ülkelere yayıldı. Salgının çıkış nedeninden bağımsız olarak, bu salgına karşı tedbirler almak, kapitalistlerden önlemler alınmasını talep etmek doğrudur.

Önceden hazırlık yapamayan, hızlı karar alamayan ve özellikle salgının etkisini küçümseyen ülkelerde ise salgın hızla yayıldı. Korona virüsü İran’ın Kum kentinde ortaya çıktı. İranlı, Şii İslamcı faşist rejim molla şehri Kum kentinde karantina uygulamayı reddetti. Salgının yaygınlaşması üzerine ancak İran rejimi tedbirler almaya başladı. Zamanında gerekli tedbirleri almayan İtalya, İspanya, İngiltere ve ABD’de salgından binlerce insan öldü, ölmeye devam ediyor. Andaki durumda epideminin merkezi ABD’dir. Trump, 200 bin insanın ölebileceğini, eğer ölü sayısı 100 ile 200 bin arasında tutulabilirse bunun başarı sayılması gerektiğini söylüyor! Emperyalizme bağımlı ülkelerde pandeminin etkileri daha yıkıcı olmaktadır, olacaktır. Bağımlı ülkelerde, Afrika’da sağlığa erişim ileri kapitalist ülkelerle karşılaştırıldığında çok daha geridir. Afrika’da Korona virüsünü tespit etmek için test yapma imkânı yok gibidir.

Covid-19 pandemisinde ortaya çıkan bir gerçek şudur: Kapitalist/emperyalist dünyanın, salgın bir hastalık durumunda ne kadar hazırlıksız olduğu ortaya çıktı. Savaşa hazırlanan, silahlanma yarışına hız veren, nükleer silahlar geliştiren emperyalist büyük güçler, sağlığa gereken yatırımı yapmadı, yapmıyor. Sağlığa erişimin yoksullar açısından kolay olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Var olan hastaneler ve yoğun bakım merkezlerinin yeterli olmadığı görüldü. Bunun için seyyar hastaneler yapılıyor!

Emperyalist haydutluk kendisini her alanda gösteriyor

Salgında “maske savaşları” yaşanıyor! Korona virüs salgınına karşı maske ihtiyacını gidermek isteyen emperyalist ülkeler arasında büyük rekabet var. Çin’den İspanya ve İtalya’ya gönderilmek üzere ithal edilen maske ve eldivenlere Fransa el koyuyor! Almanya Berlin eyaletinin İçişleri Bakanı Andreas Geisel, eyalet yönetiminin Çin'deki bir Amerikan firmasından Korona virüse karşı koruma sağlayan 2 milyon maske satın aldığını, ancak Almanya’ya gönderilmesi gereken maskelere Tayland’ın başkenti Bangkok’ta ABD tarafından el konulduğunu açıkladı. İtalya, Tunus'un tıbbi alkol gemisine, Çekya ise İtalya'nın maskelerine el koydu. Artık birbirlerinden maske çalıyor ve el koyuyorlar. Emperyalist dünyanın durumu budur.

Salgın fırsata çevriliyor   

Egemenler, Covid-19 pandemisini fırsata çevirerek işçilerin-emekçilerin üzerine daha fazla yük bindiriyor, bindirilecek. Kazanılmış kimi hakları geri alacaklardır. Macaristan başbakanı Viktor Orban, Korona virüsü salgınını fırsata çevirerek parlamentodan süresiz bir şekilde kararnameyle yönetme yetkisi aldı. Bu fırsatçılığı diğer ülkeler de kullandı, kullanacaktır. Türk devleti, toplumdaki panik hâlini ve sessizliği fırsata çevirerek istediği gibi at oynatıyor. Çevre talanı sürüyor.  Artvin’de maden ve HES çalışmaları durmuyor. Cerattepe ve Murgul’daki maden sahasında çalışmalar devam ediyor. Yusufeli’nde çevrecilerin itiraz ettiği HES çalışmalarına yeniden başlandı.  Korona günlerinde işyerlerinde uygun hijyen koşulları sağlanamıyor.  İşten atmalar, ücretsiz izine çıkarmalar devam ediyor, esnek çalışma dayatmalarında bulunuluyor. Salgına yakalan işçiler işten atılıyor. RTE- hükümetinin salgını fırsata çevirmesine karşı, karşı çıkışlar çok cılızdır ya da hiç yoktur.

RTE-hükümeti Covid-19 salgını bağlamında; evde kalın, kendinizi izole edin ve sosyal mesafe koyun çağrısı yapıyor! Diğer yandan milyonlarca işçi çalıştırılıyor. Evde kalma, izole edilme, sosyal mesafe çağrıları çalışanlar için geçerli değil. Çünkü RTE ekonomi çarkının dönmesi gerektiğini düşünüyor. Milyonlarca insan otobüse binip işe gidiyor. Covid-19 salgınının engellenmesi için Kuzey Kürdistan-Türkiye’de kamuda ve özel sektörde de çalışma hayatının –zorunlu işler dışında- durdurulması gerekiyor. Salgın sona erene kadar çalışanlara ücretli izin verilmeli ve işten atılmalar yasaklanmalıdır.

Kadına ve çocuklara yönelik şiddet artıyor

Küresel Korona virüs salgını ile mücadele için dünyanın birçok ülkesinde sokağa çıkma yasağı veya kısıtlamalar uygulanıyor. Korona virüsünün ortaya çıktığı Çin'in Vuhan kentinde uygulanan karantina sırasında kadın örgütleri, normal zamana göre üç kat fazla aile içi şiddet yaşandığını tespit etti. Korona günlerinde birçok ülkede kadınlara ve çocuklara yönelen şiddette artış yaşanıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Deutsche Welle Türkçeye yaptığı açıklamada; eve kapanma dönemine girildiğinden beri acil yardım telefon hatlarına gelen aramaların oldukça arttığını söylüyor. Kav, “Platformumuza ve kadın örgütlerine başvurular arttı. Aynı zamanda kamu başvuru hatları olan 155,156 ve 183'e de başvuruların arttığını ve bu hatların yetersiz kaldığını, bu hatlara ulaşamayınca bize gelen başvurulardan biliyoruz" diyor. Şiddet gören kadınlar ve çocuklar için ev hiçbir dönem "emin" bir yer değil, tam tersine en tehlikeli yer! "Evde kal!" çağrılarının ve hatta sokağa çıkma yasaklarının gündemde olduğu bu şartlarda onlar tamamen kendi kaderlerine, yani tacize-tecavüze-şiddete terkedilmiş oluyor. Yardım alma imkânları nerdeyse sıfırlanıyor. Kadına yönelik şiddetin erkek egemen toplumda her kadını tehdit ettiğini şu örnek gösteriyor: Eski Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl, eşi tarafından şiddet gördüğünü söyleyerek suç duyurusunda bulundu. Avusturya'da 2017-2019 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Karin Kneissl, eşi Wolfgang Meilinger'i kendisine şiddet uygulamakla suçladı. Evinde çıkan tartışmada eşi Meilinger'in kendisine tokat attığını söyleyen Kneissl, polise giderek suç duyurusunda bulundu.

Ekonomi paketleri açıklanıyor

Kuzey Kürdistan-Türkiye de önlemler alınıyor. RTE-hükümeti, salgının yarattığı zararı karşılamak için ilk anda 100 milyar lira (14,3 milyar avro) değerinde bir teşvik paketi açıkladı. Türk hükümeti, bu ilk paket sonrasında hemen her gün yeni ekonomik tedbirler açıklıyor. Bu tedbirler içinde toplumun çalışan emekçi kesimleri yardıma en muhtaç kesimleri için öngörülen “yardım”ların tutarı sermaye için öngörülenlerin yanında –aynı diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi– devede kulaktır. 65 yaş üzeri insanların sokağa çıkması yasaklandı. 65 yaş üzerindeki tüm yaşlılara “koruyucu maske ve kolonya” dağıtma sözü verildi. Nisan başında bayram ikramiyesinin ödeneceği belirtildi.  RTE, Covid-19 salgınını kontrol altına alabilmek için ek tedbirler açıkladı. Yeni önlemler arasında, 30 büyükşehir ile Zonguldak belirli istisnalar haricinde araç giriş-çıkışına kapatıldı. 20 yaş altı gençler için sokağa çıkma yasağı, pazar yeri, market gibi alanlarda maske takma zorunluluğu getirildi. 20 yaş altı gençlerin sokağa çıkma yasağı esnekleştirildi. Çalışan gençler için bu yasağın geçerli olmadığı açıklandı.

Epidemi kapitalistleri de vuruyor. Geçici olarak kazançları düşen patronlara, devletler imdada yetişiyor. Almanya’da şimdiye kadar açıklanan ekonomi paketin tutarı bir trilyon avroya yaklaştı. Almanya esas olarak burjuvazinin tekellerine yardımın yanı sıra küçük işletmelere de yardım yapıyor. Yoksullara desteğin boyutu ise, patronlara destek ile karşılaştırıldığında devede kulak bile değil.  Salgın geçtikten sonra, kapitalistlerin geçici olarak uğradıkları “zararlar” işçilerin-emekçilerin daha fazla sömürülmesi ile aşılacak. Epidemi sonrası ortaya çıkabilecek ekonomik krizin yükü yine işçilerin-emekçilerin sırtına bindirilecektir. Kapitalizmin devrevi krizlerinde olduğu gibi salgın hastalıklar sonucu değişeceğini, yeni bir dönemin başlayacağını savunanlar var! Dünyayı sarsan küresel salgının sonucunda kapitalizm kendiliğinden çökmeyecektir. Kapitalizmi yıkacak güç işçi sınıfı önderliğinde birleşmiş, örgütlenmiş emekçilerdir.

Bugün yaşanılan epidemi, reel sektörü de etkilemektedir. Epidemi, devrevi ekonomik krizle birleşecektir. Kapitalist dünya için 2020 ekonomik küçülmenin yıl bazında en yüksek olacağı yıl olarak tarihe geçecektir.  Bu ama aşılacaktır. Şimdiye kadar yaşanan en ağır ekonomik kriz olarak aşılacaktır. İşsizlik ve yoksulluk muazzam artacaktır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Covid-19 pandemisinin yaratacağı ekonomik kriz sonrası, küresel işsizlik yaklaşık en az 25 milyon artıracaktır.

Hapishaneler

Kuzey Kürdistan-Türkiye hapishanelerinde 300 bin mahkûm kalıyor. Covid-19 pandemisi bağlamında kimi ülkeler mahkûmların bir bölümünü serbest bırakıyor. İran’da Molla rejimi 85 bin mahkûmu serbest bıraktı.

Adalet Bakanlığı açıklamalarına göre Ocak 2020 itibariyle 355 hapishanede 294 bin mahpus bulunmaktadır. Bu sayılardan yaklaşık 11 bin civarında tutuklu ve hükümlü kadındır. Hapishanelerde 3 bin 100 çocuk hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır. 780 çocuk ise anneleri ile birlikte hapishanelerde kalmaktadır. Hapishanelerde kapasitenin üstünde yaklaşık 66 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. İHD verilerine göre 2019 yılında tespit edilebilen 457’si ağır hastalığı bulunan toplamda 1333 hasta mahpus bulunmaktadır. Yaşamını tek başına idame ettiremeyen, sağlıklı koşullarda tedavisi yapılmayan ağır hasta mahpuslar, ağır yaşam hakkı ihlaline maruz kalmaktadır. Türkiye’de hapishanelerin mevcut kapasitelerinin çok üstünde insan nüfusu barındırması, fiziksel koşulların daha da ağırlaşmasına neden olmakta ve sağlık açısından ciddi riskler taşıyan önemli bir tehdit olarak durmaktadır. Bu gibi kapalı kurumlarda virüsün yayılmasının ne kadar ciddi problemler yaratabileceği hâlihazırda İtalya ve İran hapishanelerinde görülmektedir. İtalya hapishanelerinde Covid-19 pandemisinden ölen mahkûmlar var. Avrupa’da cezası az kalan mahkûmların serbest bırakılması tartışılıyor.

Kuzey Kürdistan-Türkiye hapishanelerindeki bütün siyasi mahkûmlar serbest bırakılmalıdır.

RTE-hükümetinin pandemiyi fırsata çevirerek baskı ve sömürüyü daha da yoğunlaştırılmasına karşı mücadele edilmelidir.

Şimdi sağlık için evde kalma zamanıdır. Çalışması zorunlu olan işler dışında, fabrikaların geçici olarak kapatılmasının haykırılması zamanıdır.

7 Nisan 2020

 

 

Paylaş