KARTAL’DA ÇÖKEN BİNADA ÖLEN 21 KİŞİNİN SORUMLUSU KAPİTALİST SÖMÜRÜ DÜZENİDİR, DEVLETTİR!

İstanbul Kartal’da 7 Şubat 2019 tarihinde bir bina çöktü. Binanın çökmesi sonucu 21 kişi öldü, 14 kişi yaralandı. Binanın çökmesi üzerine bir kez daha İstanbul’da yapılan binaların sağlamlığı ve sorumluların kimler olduğu üzerine konuşulmaya başlandı.

Binanın çökmesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda, bina yapımında kullanılan betonun TSE standartlarına uygun olmadığı, deniz kumundan oluştuğu ve binanın 7 kat olması gerekirken 9 kat yapıldığı tespit edilmektedir.

Çöken binaların sebepleri ve ölen insanlardan kimlerin sorumlu olduğu tartışması yeni değildir. Yapılmış ve yapılmakta olan inşaatların sağlamlık durumu üzerine yapılan tartışmalar gündeme geldiğinde, yapılan ve yapılmakta olan binaların sağlamlık durumunun iyi olmadığı, çevreye, doğaya ve şehir planlanmasına uygun olmadığı konuşulmaktadır. Sözde yapılacakların neler olması gerektiği tespit edilmektedir. Ama genel bakıldığında sorunların önemli bölümü üzerine sadece konuşulmakla kalınmakta, sorunlar ve çözümler kağıt üzerinde unutulmaya terk edilmektedir.

On binlerce insanın öldüğü, yaralandığı ve on binlerce binanın yıkıldığı 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrası var olan ve yapılmakta olan binaların depreme dayanıklı olup olmadığı üzerine çokça konuşuldu, kararlar alındı, inşaat sektöründe uyulması gereken kurallar ortaya kondu.

Ama geçen onlarca yıl sonra bakıldığında inşaat sektöründe yapılan inşaatların sağlamlığı konusunda gerekli olan kurallara uyulmadığı görülmektedir.

Yapılaşma doğaya ve çevreye uyumlu bir durum arz etmemektedir.

Yapılan inşaatlar doğanın korunması, çevre ile uyumlu olması, şehircilik planına uygun olması, insanların barınması için uygun ve sağlam olması vb. gözönünde bulundurularak yapılmamaktadır.  Yıkılan binalardan ders alınmamaktadır.

Kar, daha fazla kar hırsı; daha fazla rant elde etme anlayışı ile inşaatlar yapılmaktadır. Temel anlayış budur. Diğer faktörler (konut sağlamlığı, insanların güven içinde barınması, doğaya ve çevreye uyumlu olması, şehircilik planına uygun olması vb.) ikinci, üçüncü derecede ele alınmaktadır.

İnşaat sektöründe yetkili ve sorumlu olanlar, devlet yöneticileri zaman zaman günah çıkarırcasına bu alanda yapılan hatalara dikkat çekmekteler. Ama bu sadece söylemde kalmaktadır, işin özünde değişen bir şey yoktur.

Örneğin; İstanbul’daki yapılaşma, çok yüksek binaların yapılmış olması konusunda Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan “Biz bu kente ihanet ediyoruz, hala da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” demişti.

Örneğin, inşaat sektöründe kısa sürede ve çok hızlı büyüyen Ali Ağaoğlu “…O çürük binaları biz de yaptık. Yani herkes yaptı. ..” diyerek itirafta bulunmaktadır.

Peki bütün bu söylemlerden sonra değişen ne inşaat sektöründe? Burjuva hukuku açısından da olsa sorumlu olanlar yargılanıyor mu? Bu sorulara olumlu bir cevap vermek mümkün değil. Hiçbir şey özde değişmedi.  Esas itibarı ile yapılaşmadaki bozuk sistem devam etmekte, inşaat sektöründeki yapılaşmada köklü bir değişim yapılmamaktadır.

Kartal’da çöken binada ölen 21 kişinin sorumlusu burjuva kapitalist düzendir, devlettir.

18.02.2019

YDİ Çağrı okuru

 

Paylaş