ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

Çocuklara yönelik cinsel istismar da patriyarka kaynaklı, kaynağı kurutmalı!
Geçtiğimiz haftalarda İstanbul Küçükçekmece'deki bir hastanede çocuk yaşta gebeliklerin örtbas edildiği şeklinde bir haberle medyaya taşınmıştı. Haberlere göre bu hastanede 5 ayda yaşları 18'in altında "115 çocuk" doğum yapmıştı, hastane yönetimi ise bunu Sağlık Bakanlığı‘na bildirmeyerek çocuk istismarlarının örtbas edilmesine hizmet eder bir tutum almıştı. 
Olayın iç yüzünü bilemiyoruz... O nedenle sözkonusu hastane ve örtbas edilme olayı hakkında çok fazla şey söylemek mümkün değil. Fakat sözkonusu olaydan bağımsız olarak çocuk istismarı ve bu toplumun buna yaklaşımı hakkında çok net olan şeyler var:
Yasal evlenme yaşı 18 olmasına karşın, bugün hâlâ 18 yaşının altındaki kızların evlendirilmesi oldukça yaygındır. Birçok durumda bu evlilikler büyük baskı ve şiddet altında gerçekleşmektedir. Kızlara bu evliliklerin gerçekleşmesi sürecinde zaten hiçbir söz düşmemektedir. Küçük yaşta evlilikler patriyarkal geleneklerden kaynaklı çocuk istismarından başka bir şey değildir. Kaldı ki, zorla evlendirmeler salt yaşı küçüklerde değil, hangi yaşta olursa olsun kadınlar açısından gündemde olan ve kökü kurutulması gereken bir gelenektir. 
Çocuk yaşta gebeliklerin arka planında aile içi cinsel istismar olma ihtimali oldukça yüksektir. Kız çocuklarının aileden/yakın çevreden erkekler tarafından cinsel istismar edilmesi pratiği sanıldığından daha yaygın bir toplumsal kötülüktür. Sanıldığından fazla kız çocuğu dede, baba, üvey baba, abi, dayı, amca, kuzen ve aile dostu erkekler tarafından cinsel istismara uğrayabilmektedir. Her durumda tecavüz olmasa da, sözkonusu olan çocuklara cinsel tatmin amacıyla birfiil yaklaşmadır. Ve hatta bu salt kız çocuklarını değil, aynı zamanda erkek çocuklarına da yönelik olabilmektedir. Bunun üzerine konuşulmuyor olması, ortaya çıkan her durumun örtbas edilmesi, suskunlukla geçiştirilmeye çalışılması ne yazık ki, bu toplumsal kötülüklerin yaşanmadığı anlamına gelmemektedir. 
Çocuklara –kız ve erkek cinsinden çocuklara– yönelik cinsel şiddet, iktidar ilişkisinin bir sonucudur ve köleci toplumdan bu yana varlığını koruyagelmiştir. Erkeklerin efendi, kadınların ve çocukların bu efendilerin malı olarak görüldüğü türden bir iktidar ilişkisidir bu. Bu ilişkiler içinde nasıl ki, kadınlara susmak ve boyun eğmek öğretilmişse... çocukların da başına gelen odur! Ve yine acı olan gerçek şudur ki, birçok durumda çocuklar kendilerine yapılanları dile getirmeye çalışsa dahi kendilerine inanılmamakta ve onlar susturulmaktadır. Aynı kadına yönelik şiddette olduğu gibi, burda da susan ve çocuk istismarına göz yuman bir çevrenin varlığı sözkonusudur... Böyle olduğu için de failler kötülüklerini yapmaya devam edebilmektedir. 
Bütün bu kötülüklerin kökten kurutulması için patriyarkaya karşı mücalede şarttır. Kadınların güçlü ve eşit olduğu bir toplum için mücadele etmek gereklidir! Çocukların anne-babaların malı değil, kendi başlarına varlıklar, çocuk bireyler olarak görüldüğü toplumsal koşullar için mücadele etmek gerek. Ve çocukların korunması ve en iyi şartlarda gelişmelerinin sağlanması için elimizden gelen en büyük çabayı harcamamızı gerektir. Öyleyse, çocuk istismarına, zorla evlendirmelere, çocuk evliliklerine karşı duyarlı olalım! Susmayalım! Bizden beklenilen tavrı koyalım! Mağdurların yanında olalım! 
2 Şubat 2018

Paylaş