ÇİN DEVRİMİ VE KAYPAKKAYA PANELİ YAPILDI

Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeni Dünya İçin Çağrı'nın düzenlediği Çin Devrimi ve Kaypakkaya paneli 19 Mayıs'ta Taksim Hill Otel’de başarıyla gerçekleştirildi.

İbrahim Kaypakkaya şahsında devrim ve sosyalizm mücadelesinde toprağa düşenler için saygı duruşu yapıldı. Paneli düzenleyen kurumlar adına yapılan açılış konuşmasında, önemli ilkesel ideolojik farklılıklara rağmen bir araya gelmenin, birlikte iş yapmanın önemine vurgu yapıldı. Bu ayrılık noktalarının ortak iş yapmanın engeli olmadığı dile getirildi. Açıklamanın devamında Türkiye Kuzey Kürdistan'da yaşanan güncel gelişmelere ilişkin devrimci-komünist tavrın ne olması gerektiği ortaya konularak, burjuvazinin kendi arasındaki iktidar dalaşında şu ya da bu gerici faşist kliğin kuyruğuna takılmadan bağımsız devrimci siyasetin savunulmasının ve uygulanmasının önemine vurgu yapıldı.

Çin devrimi, Mao Zedung, İbrahim Kaypakkaya’yı anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.

Devrimci Parti ve MLPD’nin gönderdiği mesaj okundu.

Panelin I.Oturumunun konusu güncel gelişmeler ışığında krizler ve toplumsal değişimler idi. Bu bölümde Herşeye Rağmen Gazetesi ve TJA'dan panelistler birer sunum yaptılar. Herşeye Rağmen adına konuşan arkadaş, dünyadaki ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Dünyada genel olarak bir ekonomik ve siyasi krizden bahsedilemeyeceğini, yaşanan yoksulluğun, işsizliğin kapitalizmin doğal sonucu olduğunu, bugün çokça yapılan kriz teorilerinin Marksist kriz teorisi ile ilgisi bulunmadığını vurguladı. Uluslararası komünist hareketin birliğinin önemini dile getirdiği konuşmasında her kurumu bu konuda ortak tutum almaya, ortak çalışma yürütmeye çağırdı.

İkinci sunumu gerçekleştiren TJA’dan kadın arkadaş kadın özgürlük mücadelesinin deneyimlerini aktardı. Genel olarak konfederal yapıya ve özel olarak kadın konfederalizmden ne anladıklarını dile getirdi. Ulus devlet modelinin gelinen aşamada iflas ettiğini ve kadının kurtuluşu için çözümün devletleşme yerine konfederalizm olduğunu vurguladı. Hangi devlet olursa olsun, ataerkil olduğunu ve ataerkil bir sosyalizmi istemediklerini dile getirdi. Kadınların, özellikle Kürdistanlı kadınların özgürleşme mücadelesine değinen konuşmasında kadın mücadelesinin önemli taleplerinden birinin kadın beyanının esas alınması olduğunu söyledi.

Bu bölümle ilgili yürütülen tartışmaların esasını dünyada bir ekonomik ve siyasi krizin olup olmadığı ve ulus devlete yaklaşımın ne olması gerektiği oluşturdu. 

Bugün dünya geneli açısından yapılacak bir ekonomik kriz tahlilin pratik mücadelede ne anlama geldiği, mücadele hattını belirlerken yanlış kriz teorilerinin devrimciler ve muhalif güçler açısından yanlış sonuçlara götürebileceği, bu açıdan da dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durumun doğru değerlendirilmesinin emperyalizme ve burjuvaziye karşı yürütülecek mücadelede önemli bir yere sahip olduğu belirtildi.

Ulus devlet bağlamında yürütülen tartışmada ise ulus devletin red edilmesinin bugünün gerçeklerine uygun olmadığı dile getirilen görüşlerde, özel olarak Kürt ulusunun ayrılıp ayrı devlet kurma hakkının savunulup savunulmasının devrimciliğin gereği ve ölçütü olduğu vurgulandı.

Verilen bir saatlik aranın ardından panelin  ikinci oturumuna geçildi. Bu bölümde Partizan, SMF ve YDİ Çağrı'dan panelistler Çin Devrimi ve İbrahim Kaypakkaya konusundaki görüşlerini ortaya koydular.

YDİ Çağrı’dan arkadaş konuşmasında, Çin devriminin, Çin’in temel özelliklerini aktararak, ÇKP’nin kurulduğu dönemde işçi sınıfı içinde çalıştığını, işçi sınıfının öncüsünü kazandığını, 1927’den sonra kırlara gittiğini anlatarak, İbrahim’in önemli oranda Mao Zedung Düşüncesi’nden etkilendiğini belirterek, gelişme süreci içinde MZD’ni anlattı. Lin Piao’cu MZD’ni savunan İbrahim’in önemli yanlışlar yapmasına rağmen, siyasi görüşlerinin esasının doğru, komünist görüşler olduğunu belirtti. MZD’ni temel alan İbrahim’in yanlışlarının ne olduğuna örnekler verdi. Tabuları yıkan, buzları kıran, komünist atılımın mimarı İbrahim’in savulmasının, onun yanlışlarından koparak, doğru görüşlerini geliştirmekten geçtiğini vurguladı.

SMF’den arkadaş konuşmasında esas olarak Çin'in durumu ve devrimci hareketin Çin’deki gelişme aşamalarına yer verdi. ÇKP’nin 1927 sonrası için siyasetinde stratejik değişikliklere gittiği, ÇKP’nin ilk başlarda önemli oranda işçi ve aydınlardan oluşan bir parti olduğu, şehirlerde kalarak ayaklanmanın mümkün olmadığını gördüğü noktada gücünü kırlara kaydırdığını dile getirdi. 1956 sonrası için Çin"in sosyalist değerlendirilebileceğini ve Halk Savaşı Stratejisinin İbrahim Kaypakkaya ve TKP/ML şahsında Türkiye'ye uygulanmasının gerçeklikten yola çıkılarak atılmış bir adım olduğunu dile getirdi.

Partizan'dan arkadaş ise Çin'in koşulları ve Çin devrimiyle ilgili yaptığı değerlendirmelerin ardından İbrahim Kaypakkaya’nın çizgisinde Maoizm’in çok net olduğunu vurguladı. İttifaklar ve taktikler konusunda dile getirdiği konuşmasının devamında günümüz açısından ittifakların içeriğine ve Kürt hareketinin ittifaklarına değindi. 

Sunumların ardından tartışma bölümüne geçildi. Bu bölümde 17 kişi söz aldı. Çin Devrimi ve Kaypakkaya hakkında soru sorulmasının yanı sıra görüşler de dile getirildi.  

Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeni Dünya İçin Çağrı adına konuşan konuşmacılar, Çin ve İbrahim Kaypakkaya ile ilgili siyasi yaklaşımlarını ortaya koydular.  Bunun dışında Komintern’de Çin ve ÇKP değerlendirmesi, İbrahim ve illegalite, faşizme karşı mücadele ve ittifaklar, parlamentarizme karşı tavır, İbrahim'in 15/16 Haziran değerlendirmesi ve bu değerlendirmenin pratik sonuçları, öne çıkan tartışma noktaları oldu.

SMF adına konuşan arkadaşın, Çin’de 1949’dan kısa bir dönem sonra sosyalizmin inşasına başlandığı tespitine karşı, halk demokrasisi devletinin proletarya diktatörlüğünün özgün bir biçimi olarak ilan edilmesinin 1948 yılında Dimitrov tarafından yapıldığı, bu hatanın dünya komünist hareketi tarafından savunulduğu, burjuvazinin bir kesiminin iktidarda yer aldığı bir durumda proletarya diktatörlüğünün söz konusu olmadığı ve burjuvazinin bir kesimiyle sosyalizmin inşa edilemeyeceği düşüncesi ortaya konuldu.

Dostane bir tartışma ortamının hakim olduğu panelde önemli ideolojik farklılıklara rağmen yan yana gelmenin, ortak iş yapmanın bir kez daha önemine vurgu yapılarak panel sona erdirildi.

20 Mayıs 2019

 

 

Paylaş