BU MAHALLİ SEÇİMLER BOYKOTU ÇOKTAN HAK ETMİŞTİR!

31 Mart 2019 mahalli seçimleri geldi çattı.  Seçim görüntülerine bakıldıysa Reisicumhur aynı zamanda tüm mahalli belediyelerinde “Reisi” olma yarışındaydı. Nerdeyse tek tüfek, almış başını gidiyor, alanlarda salonlarda epey zamandır gürleyip duruyordu. Bağırıp çağırması yetmiyor ki,  sırtını devlete dayamış tehditler savurarak korku salması da için cabasıydı. Kendi yarattığı düşmana saldırarak freni patlamış kamyon gibi son gaz gitti, gidiyor. Mahalli seçimler öyle bir hâl aldı ki, AKP ve MHP açısından “beka” sorununa indirgendi. Neyin bekası diye sorulduğunda, etrafı düşmanla çevrilmiş bir ada gibi “ülkenin beka sorunu” olarak anlatılıp duruldu.

Savrulan tehditler öyle fütursuz ve aşağılayıcıydı ki, bazı belediye başkanı adaylara “seçilseniz de size yedirmeyiz” söylemlerinin bir ucu taaa oy vereceklere kadar uzanıyordu. Tehditlerden en fazla nasibini alan elbette HDP idi. Çünkü HDP “beka sorunu” ile bağlantılı olarak PKK uzantısı görülüyor ve “terörist” ilan ediliyordu. Dünün veba kavramı günümüzde  “teröristi” kavramı ile eşitlenmişti. Üstüne “terörist” çamuru atılanda ister istemez iz kalıyordu.

Anlayacağınız faşist terörün uygulayıcıları giderek ustalaşmış durumdalar.

AKP ve onun işletmesi MHP bu mahalli seçimlerde sırtını devlete dayamış ve onun imkânlarını tepe tepe kullanarak seçimlere “genel seçimler” havası verdiler. Ellerinde bulunan tüm belediyelerde sokaklar binalar-billboardlar Recep Tayyip Erdoğan’ın posterleri ile süslenmiş (!) durumdaydı.

AKP/MHP “Cumhur İttifakı”nın karşısındaki diğer bir faşist ittifak ta CHP/İYİ ve Saadetten oluşan “Millet İttifakı”ydı. Bizler açısından burjuva demokrasisinin bir parçası olan ve kendini solda gören bir dizi devrimci grubun da desteklediği HDP, her iki faşist ittifakın saldırılarına maruz kaldı. Bir dizi büyük şehirde AKP/MHP  “Cumhur İttifakı”nı geriletme adına aday göstermedi. Esas olarak kendisini K. Kürdistan ile sınırlı tuttu. Binlerce partilisinin esir durumda olmasının da yarattığı moral bozukluğu mahalli seçim eylemlerine de yansımıştı.

Medyanın büyük çoğunluğunu elinde bulunduran AKP/MHP ittifakı bunu tepe tepe kullanmada gayet cömertti. Halklarımızın vergileri ile var olan TRT bir yana diğer özel ve tüzel kanallar HDP’nin adını ancak PKK ile iltisaklı diye anıyorlardı. HDP o kadar öcüye dönüştürüldü ki sorma gitsin. 6 milyon seçmeni olan bir partinin oy verenleri HDP’li olduğunu söylemekten korkar oldu.

Faşizmin topyekûn saldırılarını yoğunlaştırdığı şartlarda yapılan mahalli seçimlerde talepler bir yana tehditler ve onlara karşı sinmiş cılız seslerle yapıldı.

”İstanbul Bizim İçin Bir Aşk Hikâyesi“ diyenler ne çabuk unuttular İstanbul’u tarumar ettiklerini!

"Belediyeciliğin adını gönül belediyeciliği seferberliği olarak koyuyorum", “Belediyecilik gönül işidir“i dediler demesine meydanlarda ve medyalarda belediye işlerinin esamesi bile okunmadı.  Onların “gönül işi” dedikleri, talan ve nemalanma işidir.  Mesela 25 yıldır İstanbul belediyesi AKP Erdoğan ve ekibi tarafından yönetilmektedir. Şehri İstanbul artık betondan nefes alacak durumda değil! Bu ihanete bunlar mı dur diyecek! Yoksa herhangi bir alternatif üretmeyen 7 seçim kaybedenler mi engel olacak!  İstanbul’da yeşil alanlar çöldeki vahaya dönüşmüştür. Şehir nerdeyse ülke nüfusunun resmi rakamlara göre beşte biri, gayri resmi rakamlara göre dörtte birini oluşturmaktadır. 20 km’lik bir yere varmak için yaşamınızdan iki saati feda etmeniz gerekmektedir. 25 yıldır buna mı çözüm ürettiler. Hayır, yeni talanlarla şehri daha da büyütüp nemalanma süreci içinde kendileri de büyüdü. Yaratılan “varlık kuyrukları” da işin cabası! Birçok büyük şehirde olduğu gibi Ankara’da da durum farklı değil. İstanbul, Ankara vb. büyük şehirleri mevcut yönetenler kaybetse ne olur? Durumda bir şey değişmez.

Halklarımız açısından hepsine yeter demek için şartlar olgundu. Demokrasi tiyatrosu oyununda sahneden çekilmek için fırsat vardı. Yoktur birbirinizden farkınız, davulda sizde tokmakta sizde kendiniz çalıp kendiniz oynayın, biz bu oyunda yokuz demek en doğru olanıydı. Ama olmadı çünkü yeterli bilgiden uzak büyük insanlığımızın aldatılmasının ön koşulu çoktan yaratılmıştı. Öncüden yoksun halklarımız maalesef sandık oyununda bir kez daha aldatıldı ve aldatılacak. Bu durumun daha ne kadar devam edeceğini bilinçli unsurun çabaları ve halklarımızın doğrudan tecrübesi belirleyecektir.

BU MAHALLİ SEÇİMLERİ BOYKOT DOĞRU OLAN TAVIRDI!

BİZLER GERÇEK DEMOKRASİNİN ANCAK DEVRİMLE GELECEĞİNE İNANANLARDANIZ!

ONUN İÇİN TEK YOL DEVRİM DİYORUZ!

29.03.2019

 

Paylaş