BİRLEŞİK METAL İŞ, METAL İŞÇİLERİNİN SENDİKASIDIR!

Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nda uzun yıllar Genel Sekreter Yardımcılığı ve Toplu İş Sözleşmesi Uzmanlığı yapan Mehmet Beşeli 13 Kasım’da “işin reorganizasyonu” gerekçesiyle işten atıldı. İşten çıkarılmasının ardından Beşeli, Facebook sayfasından herkese açık bir şekilde sendika yönetimi ile ilgili ciddi iddialarda bulundu.

Mehmet Beşeli:

Birleşik Metal İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu’nun, metal grevinin ertelenmesi öncesinde Bakanlık ile yaptığı görüşmede, Bakanlığın gerekçeli kararında yer alan milli güvenlik, ihracat yapan firmalar, ülke ekonomisinin göreceği zarar gibi aynı içerikli bir konuşma yaptığı, toplantıdan çıktıktan sonra kendisinin Serdaroğlu’na “Bakan senin grevi ertelemeyi talep ettiğini anlamadı galiba.” dediğini,

Mayıs ayının başında gelişen ve ilk kıvılcımını Renault işçilerinin yaktığı metal direnişi sonrası, Bursa şubesi aracılığıyla Türk Metal’den kopan işçilerin Birleşik Metal İş’te örgütlenmesi çalışması yürüten bir işçinin, oradaki örgütlenmeyi engellemek amacıyla çalıştığı işyerine gönderilmek istendiğini,

Sapanca eğitim tesislerinde yapılan tadilat sürecinde ciddi miktarda yolsuzluk yapıldığını,

Bir bölgede yürütülen mücadeleler sonucu elde edilen bir hakkın, işverene geri verilmeye çalışıldığını,

Sendika merkezinde çalışan kişilerin keyfi bir şekilde işten attırıldığını,

Sendikaya bağlı kurulların işlevsiz hale getirilmeye çalışıldığını iddia ediyor.

Bu iddialar oldukça ciddi iddialardır. Birleşik Metal İş Genel Yönetim Kurulu bu iddialara açık, şeffaf, net yanıt vermelidir.

Bu iddialar karşısında 16 Kasım’da Sendika Yönetim Kurulu adına web sitesi üzerinden bir açıklama yayınlandı. Bu açıklamada, getirilen iddialara tutarlı cevaplar verileceği yerde meselenin geçiştirilmeye çalışıldığını ve kişisel saldırılarla iddiaların boğulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu yöntem her fırsatta demokratik bir sendikal anlayışa sahip olduğunu belirten, özellikle Mayıs ayında metal işçilerinin direnişi sonrası Türk Metal’den koparak gelen işçilerin umudu ve alternatifi olduğunu söyleyen bir sendikanın eleştiriler ve iddialar karşısındaki yöntemi olmamalıdır.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada “şu tereddütsüz bir şekilde bilinsin ki, yönetim kurulumuzun veremeyeceği hiçbir hesap yoktur.” iddiasında samimi ise buna uygun bir yaklaşım sergilemelidir.

Mehmet Beşeli’nin getirdiği iddialar karşısında yine sendikanın Genel Yönetim Kurulu adına yapılan aynı açıklamasında; “Renault örgütlenmemiz üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konudur. Orada çalışma yapan arkadaşımızla ilgili konu da, onun iddia ettiği gibi değildir. O arkadaşımızla ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılması için çalıştığı şirket yönetimine yazışma yapılarak kendisine çalışmalarının devamı için kolaylık gösterilmesi istenmiştir.”denmektedir.

Bunu iddia eden Yönetim Kurulu, bu yazışmayı yayınlayarak işe başlayabilir mesela!

Ya da Mehmet Beşeli’nin Sapanca tesisleri ile ilgili yolsuzluk iddiaları karşısında 17 Kasım’da Zeki Koç adında birisiyle yapılan iş sözleşmesinin faturasının olup olmadığını, varsa bu faturayı üyeleri ile paylaşması, şeffaflık ilkesine bağlı olduğunu söyleyen sendika yönetiminin yerine getirmesi gereken bir sorumluluktur. Vs.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası işçilerin sendikasıdır. İşçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşulları için, işten atılmak da dahil bir çok bedeli göze alarak mücadele eden, örgütlenen metal işçilerinin örgütüdür.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası bir dizi başka sendika ile karşılaştırıldığında daha mücadeleci bir sendikadır. Bunda kuşkusuz sendika içerisinde bedeli ne olursa olsun doğruları söylemekten kaçınmayan, işçi sınıfının çıkarlarından yana tavır koyan kesimlerin önemli bir payı vardır.

Sınıf sendikacılığı iddiası olanların sınıf sendikacılığı ilkeleri doğrultusunda çalışması gerekir. Sendika içi demokrasi olmalıdır. İşçilerin söz ve karar sahibi olması sağlanmalıdır. Sendika içinde eleştiri özgürlüğü olmalıdır. Profesyonel sendika yöneticileri en fazla iki dönem görev yapmalıdır. Yöneticilerin ücretleri metal işkolunun kalifiye işçi ücreti düzeyinde olmalıdır. Hesaplar her işçinin denetleyebileceği şekilde açık ve şeffaf olmalıdır. Toplu iş sözleşmeleri işçiler onay vermeden imzalanmamalıdır. Grev’e çıkma ve bitirme işçilerin onayı ile olmalıdır vb.

26-27 Aralık 2015 tarihinde sendika 19. Olağan Genel Kurulunu toplayacaktır. Genel Kurula az bir süre kala bu tür iddiaların gündeme gelmesi, Genel Kurulu daha da önemli hale getirmektedir. Yeni yönetimin belirlenmesinde genel kurul delegelerine önemli görevler düşmektedir.

Bu Genel Kurul; mücadeleci bir sendikal anlayışın yönetim kademelerinde de temsil edilmesi, veremeyeceği hiçbir hesabı olmayan demokratik ve şeffaf bir sendikal anlayışın hakim olması için üzerine düşeni yerine getirmelidir.

İşten atılan Mehmet Beşeli işe geri alınsın!

Aşağıda, yürüyen tartışmanın içeriğinin daha iyi anlaşılması açısından önce Birleşik Metal İş Sendikasının yayınladığı açıklamayı, arkasında da Mehmet Beşeli’nin Facebook hesabı üzerinden yayınladığı cevap yazısını yayınlıyoruz.

 

BİRLEŞİK METAL İŞ GENEL YÖNETİM KURULU/ BASIN BÜLTENİ

Son birkaç gündür sosyal medyada çok ciddiye alınacak tarafı olmasa da sendikamızla ilgili çıkan mesnetsiz haberlere yönelik yönetim kurulumuzun bilgilendirme açıklamasıdır.

Birleşik Metal-İş Sendikası yaklaşık 70 yıldır metal işçilerine onurlu ve defosuz bir şekilde hizmet vermektedir. Bu süre içerisinde asla kirli insanları barındırmamış eğer çıkmışsa dışarı atmış ve kirli işlerin yapılmasına müsaade etmemiştir.

İşçilerin alın terinden kesilen aidatları kutsal bir emanet gibi korumuş ve kollamıştır. Tarihi boyunca bu konularda kendisine atılmaya çalışılan çamurlar hep atanların yüzüne yapışmıştır. Bugün de hiçbir çamur, asılsız iddia sendikamızda karşılık bulamayacaktır.

Çünkü sendikamızda sınıfsal sendikal ahlaka uygun bir yönetim anlayışı, bununla birlikte olağanüstü bir şeffaflık ve sağlıklı bir denetim mekanizması işlemektedir. Bütün üyelerimiz sendikamızın mali konularını inceleme hakkına sahiptir. Diledikleri zaman yanlarına da bu konuda uzmanlaşmış kişileri de alarak harcamalarımızı, maaşlarımızı, mal varlıklarımızı ve hepimizin üzerindeki varsa avansları inceleyebilirler.

Bu sendikada Üyelerimizden kesilen aidatların 1 kuruşuna dahi gözümüz ve namusumuz gibi sahip çıkma ilke ve geleneğimiz vardır.

Sendikamız yaklaşık bir aydır. Yasa gereği yeminli mali müşavir denetimindedir ve ayrıca her üç ayda bir sendika merkez denetim kurulumuz denetimlerini yapmakta ve raporlarını tutmaktadırlar. Şu ana kadar da asla sendikamızın yüzünü kara çıkartacak bir sonuç ortaya çıkmamıştır ve çıkmayacaktır.

Yıllar önce emekli olan ve çalışmaya devam eden bir Sendika çalışanımız uzun zamandır aşırı içki müptelalığından olsa gerek akşamın belli saatlerinden sonra kontrolsüz bir şekilde sendikamızın iç mail gurubundan sendika çalışanlarımıza, merkez yöneticilerimize ve sosyal medya üzerinden şube yöneticilerimize yönelik bir sendika çalışanımızın ağzına yakışmayan kelime ve cümleler kullanarak hakaret ve tehditler yağdırmaktadır.

Bu uygunsuz ve sendikamıza yakışmayan davranışlar ve söylemler sonucu, bu disiplinsiz davranışları sonrası uyarılarımızı da dikkate almaması nedeniyle yönetim kurulumuz kendisi ile yollarını ayırmak zorunda kalmıştır.

Ancak aynı günün akşamı itibarıyla yine sosyal medya üzerinden 12 yıl bu yönetimle çalıştığını unutarak asılsız iddialarla sendikamızın canını acıtma, zarar verme ve intikam alma duygusuyla hiçbir karşılığı olmayan suçlamalar getirmiştir.

Biz bunları sendika ile yollarını ayıran bir kişinin hezeyanları olarak değerlendiriyoruz.

Bu iddialarla ilgili acaba neden bu güne kadar susmuştur. Eğer sendikamız nezdinde asla kabul edilemeyecek olumsuzluklar bilgisi dahilindeyse bugüne kadar bunları dile getirmemesi bu duruma kendisinin de ortak olduğunu göstermez mi?

Acaba işten ayrılınca mı aklı başına gelmiştir?

Yoksa ben varsam her şey mübah, ben yoksam her şey kötüdür megalomanisi içinde mi davranmaktadır?

Ya da yaklaşık bir ay sonra yapılacak Genel Kurul öncesi "ne kadar zarar versem kardır" mantığı ile mi hareket etmektedir?

Şu tereddütsüz bir şekilde bilinsin ki, yönetim kurulumuzun veremeyeceği hiçbir hesap yoktur.

Grev ertelemesiyle ilgili sendikamız anayasa mahkemesine müracaat etmiştir ve tazminat davası açmıştır. Onun dediği gibi bir sınıf düşmanı tavır olsa idi dişe diş verilen o mücadele günleri içinde Hükümet ve MESS ondan önce davranır ve grev ertelenmesi için söylenen ahlaksız teklifi deşifre ederdi.

Ancak MESS grevleriyle ilgili tartışmaların yapıldığı o günlerde kendisinin grev isteyen temsilci ve yöneticilerle ilgili sarf ettiği ağıza alınmayacak sözler hala kulaklarımızda çınlamaktadır. O kritik günlerde sosyal medyada alay edercesine yaptığı “yemek tarifleri” herkesin malumudur ve grevle ilgili yaklaşımının en çarpıcı delilidir.

Renault örgütlenmemiz üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konudur. Orada çalışma yapan arkadaşımızla ilgili konu da, onun iddia ettiği gibi değildir. O arkadaşımızla ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılması için çalıştığı şirket yönetimine yazışma yapılarak kendisine çalışmalarının devamı için kolaylık gösterilmesi istenmiştir.

Ayrıca Sendika yöneticilerimiz MESS yöneticileriyle Grev mücadelesinden bu yana hiçbir görüşme yapmamıştır. Sadece kendisi sözleşme süreçlerinden kaynaklanan görüşmeler yapmıştır.

Birileri hakkında aslı olmayan iddialarda bulunmak ve komplo teorileri kurma konusunda usta olan bu kişi, Renault çalışması yapan Bursa yöneticimizin MESS'e şikayet edilmesi gibi absürt iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Sonuç itibarıyla sendikamız kir tutmaz bir sendikadır ve bütün çamurları püskürtecek bir temiz yapıya sahiptir.

Hiçbir karşılığı olmayan asılsız suçlamalar sadece başta Renault örgütlenmesi olmak üzere yapılan çalışmalarımıza zarar vermesinden öte sarı sendikaya bunları arsız ve yüzsüz bir şekilde kullanma fırsatı verir.

Umarız bu davranışlar bunlara hizmet vermek için yapılmıyordur? Umarız bu şahıs, bir zamanlar birlikte çalıştığı ve 2003 yılında yapılan Genel Kurul’da Genel Başkanlığı kaybederek şimdi Türk Metal’e danışmanlık yapan Ziya Yılmaz’ın arkasından döktüğü gözyaşlarından sonra bilerek veya bilmeyerek onunla aynı saflarda yer almaz.

Benden sonrası tufan anlayışıyla, zarar vermek için her yol mübah mantığı ile sergilenen davranışlar üyelerimiz tarafından da tepki ile karşılanmıştır.

Bu yaşananlardan sonra da görülmüştür ki Yönetim kurulumuz çok doğru doğru bir karar vermiş ve böyle sorumsuz, tahripkar bir anlayış taşıyan kişiyle yollarını ayırmıştır.

Tek üzüntümüz yıllardır Birleşik Metal üyelerinden kesilen alın terinden maaş alan bir kişinin sendikaya zarar vermek için aşırı derecede saldırgan bir yol tercih etmesidir.

Sendikamız bu onurlu yolda her türlü ihanete karşı sonuna kadar yürümeye kararlıdır.

Tüm üyelerimize ve ilgi taraflara saygı ile duyurulur.

BİRLEŞİK METAL-İŞ

Genel Yönetim Kurulu

16.11.2015

 

MEHMET BEŞELİ’NİN CEVAP YAZISI:

BEN MEHMET BEŞELİ!

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI’NIN Genel Sekreter Yardımcısıyım.

2002 yılından itibaren sendikama hizmet verdim. Çok sayıda yönetici ve temsilci ile birlikte çalıştım. Benim çalışma tarzımı örgütüm gayet iyi bilir.

Bu 13 yıl içinde gecemi gündüzüme katarak çalıştım.

Bu nedenle bireysel ve sosyal olarak çok bedel ödedim.

Sendikanın son 12 yılında önemli bir ağırlığı olan birine sendikaya çamur atıyor diyerek, gerçekleri gözden gizleyeceklerini sananlar yanılıyorlar.

Ben sendikamı ve üyelerimizi toplu sözleşme masalarında temsil ettim. İşçi hak ve özgürlüklerini işverenlerin, işveren örgütlerinin, hükümetlerin karşısında hiç taviz vermeden savundum.

Sendikamın son 12 yıl içinde yaptığı açıklamaların, broşürlerin, raporların, bildirilerin çoğu benim kalemimden çıktı.

Onlar okuduklarını inanmadan okuyor olabilirler ama ben düşünceleri ve yazdıkları için kelle vermeyi göze alan bir siyasal görüşe sahibim.

Ben yazdığım bildirilerde Birleşik Metal İş’e gerçek sendika, sınıf sendikası diye yazıyorsam, buna inandığım için yazıyorum.

Birilerinin hoşuna gitsin diye hiç kalem oynatmadım ve oynatmam.

Özellikle Birleşik Metal İş üyelerinin bu gerçeğe dikkat etmesi gerekiyor.

Sendika yöneticisi eşittir sendika anlayışı, bir diktatörlük göstergesidir. Ve her diktatörlük gibi yalakaları tarafından bu anlayış canlı tutulur.

Bir sendika uzmanı ya da çalışanı sendika yöneticisini eleştirdiği zaman ya da yaptığı yolsuzluk ve usulsüzlükleri söylediği zaman sendikasını koruyor demektir. Çünkü o yönetici işçilerin davasına ve sendikaya gerçekten zarar vermektedir.

Genel Yönetim Kurulu’nun 16 Kasım tarihli açıklamasında benim işten atıldıktan sonra sendikaya karşı saldırı başlattığımı söylüyor ama kendisiyle çelişiyor. Atılmadan önce uzman ve yöneticilerin dahil olduğu iç haberleşme grubunda bir takım şeyleri söylediğimi ve uyarıldığımı kabul ediyor.

Orada söylediklerim şunlardı:

1) Renault eğitimlerine önerilen 4 konu başlığına bir beşincisini ekleyin ve eğitimlerde Renault işçilerine orada canla başla, kelle koltukta çalışan arkadaşımızı örgütlenme faaliyetini bırakması ve işyerine geri dönmesinin bizzat genel başkan tarafından istendiğini de anlatalım, diye tepki gösterdim. Üstelik aynı günlerde MESS Merkezi ve MESS'in Bursa bölge temsilciliği Türk Metal’in yönlendirmesi ile arkadaşımızın işyeri ile ilişkisini sıkıntıya sokacak girişimler yürütüyordu.

2) Daha önce muhasebe servisinde çalışıp sonra toplu sözleşme dairesinde görev yapan ve dairenin mahkemelerden gelen emsal ücret hesaplamalarını yapan kadın arkadaşımızın iş koşullarında esaslı değişiklik önererek, danışmada görev yapmasının istenmesi ancak bu arkadaşın bunu kabul etmemesi nedeniyle haksız yere iş akdinin feshedilmesine yönelik olarak hukukçu olmasına rağmen mesleğini yapmayıp eğitim dairesi uzmanı görevini yürüten kişinin genel yönetim kuruluna fesih bildiriminde hangi ifadeleri kullanmaları gerektiğini önermesine tepki gösterdim. Haksız yere işten atılan ve atılırken her türlü insanlık dışı uygulamaya tabi kılınan birini savunmayan bir sendika uzmanına hangi sıfatın yakışacağını sordum.

3) Genel Sekreterlik bünyesinde görev yapan uzmanların dışarıda bırakılarak, diğer uzmanlarla iş yapılmasına tepki gösterdim.

Yani kısaca, sendikanın örgütlenmesini zaafa uğratacak bir kararı yok sayarak eğitim programı yapılamayacağını söyledim. İşten atılan kadın çalışanın haksız yere işten atıldığını, sendika uzmanlık bilgisinin işten atılanın lehine değil aleyhine kullanılmasına tepki gösterdim. Ve uzmanların kolektif çalışmasının ortadan kaldırılmasına dikkat çektim.

Bunlar sendikaya kara çalmak mıdır? Sendikaya zarar verenleri uyarmak mıdır?

Şimdi gelelim bugüne kadar konuşulmayan diğer önemli konulara!

İlk önce mali konu hakkında daha önce bilgim varmış, saklamışım. Bu ifadenin kendisi mali konuda söylediklerimde ne kadar haklı olduğumu ortaya koyuyor.

Genel Yönetim Kurulu, açıklamasında sendikanın yeminli mali müşavir ve kendi denetim kuruluyla denetim altında olduğunu isteyenin gelip hesapları inceleyebileceğini söylüyor. Meraklısı araştırsın. Sendikada şu anda çalışan yeminli mali müşavir ile kim aynı fabrikada aynı dönemde bulundular. Ve bu mali müşaviri acaba hangi sendika görevlisi bulup getirdi?

Şeffaflık iddiası taşıyanlar “gelin hesaplara bakın” demez sadece. Hangi yöneticinin üzerinde kaç bin lira avans var bu avanslar nerelere yapılmış bunları açıklar ve bunu düzenli aralıklarla yapar. Bunu yaparsanız şeffaflık iddianızın karşılığı olur.

Sosyal medyada paylaştığım yolsuzluk meselesini biraz daha açmak gerekiyor.

Ancak bundan önce genel yönetim kurulu, sendika denetim kurulunun kendilerine söz konusu faturasız harcamanın kapatılması konusunda yazılı ve sözlü uyarıda bulunmuş mu bulunmamış mı bunu bir açıklasın! Şeffaflık ilkesi gereği!

Denetim kurulunun bu uyarıları ardından sendika kasasından naylon fatura karşılığı 250 bin lira ödenmek suretiyle açığın kapatıldığını da açıklayıversin.

Olayın özü şu: Sapanca tesislerinin tadilatı için bir şahısla sözleşme imzalanıyor. Bu şahısa işlerin karşılığında yüklü miktarda ödeme yapılıyor. Ancak daha sonra aralarında ne geçiyor ise şahıs fatura vermeyeceğini, eksik ödeme yapıldığını söylüyor. Denetim Kurulu’nun müdahalesi ve uyarılarıyla vergisini ödeyerek başka bir şahısla sözleşme yapıyor ve fatura almak zorunda kalıyorlar.

İşi başkasına yaptırıp faturayı başkasından alıyorlar.

Şimdi soruyorum: İşçilerin alınterinden kesilen aidatlar konusunda çok titizleniyordunuz da niye yüzbinlerce lira gereksiz harcama yaptınız. Bu parayı kongre öncesinde kendi cebinizden sendikaya ödemeye ne dersiniz?

250’nin gereksiz harcama olduğu ortada. 750 yani büyük kısım ise tam bir muamma. Ne yapılmış, ne kadar demir, kum, çimento kullanılmış tam bir bilinmezlik.

Bu bir milyon lira işçinin alınteri ise bunun hemen iade etmek zorundasınız. Namusu gibi korumak anlayışı nedeniyle!

Genel Yönetim Kurulu sendikanın işleyişinden o kadar habersiz ki denetim kurulu raporlarının bir nüshasının genel sekreterlikte dosyalandığından haberi yok. Önce diyor ki, biliyormuş ama saklamış, sonra diyor ki gerçek değil.

İşi yapan, sendikayı zarara uğratan ve bunu saklayan ben değilim kendileri. Nasrettin hoca fıkrasındaki gibi soyulan hoca suçlu, soyanın hiçbir suçu yok. Üstelik bu mesele çok eski bir mesele değil.

Ancak şurası net ki olayın kendisi gerçek!

Önemli olan ve hesabı sorulması gereken de bu. Bu hesabın da benden değil, genel yönetim kurulundan sorulması gerekir.

Grev erteletme talebi ile ilgili olarak:

Grev ertelemeye karşı sendikamız elbette ki hukuki mücadelesini vermiştir, vermeye de devam edecektir.

Grevden bir gün önce bakanlıkta yapılan görüşmede 2 MESS yöneticisi, Çalışma Bakanı ve bakanlıktan üst düzey iki görevli ve sendikamızı temsilen 4 kişi vardı.

Bakanlık bizden önce MESS yetkilileri görüşmüş onların görüşlerini öğrenmişti.

Birlikte toplanmadan önce bizim de görüşlerimizi aldı. Biz toplu sözleşme masasında neleri savundu isek onları savunduk.

MESS’le yapılan toplantı gergin ve çatışmalı geçti.

MESS çıktıktan sonra Bakan bizim heyetimizle görüştü. Bu görüşmede Serdaroğlu, Bakanlar Kurulu’nun grev erteleme gerekçelerinin benzerini yani milli güvenlik, ihracat yapan firmalar, ülke ekonomisinin göreceği zarar gibi bir konuşma yaptı.

Çıktıktan sonra kendi aramızda değerlendirirken kendisine aynen şunu söyledim: “Bakan senin grevi ertelemeyi talep ettiğini anlamadı galiba.”

Demek ki gerektiği yer ve zamanda tepkimi koymuşum. Bu kadar. Olayın çok sayıda şahidi var. İstenirse onlara sorulur.

Genel yönetim kurulu diyor ki genel başkan grev ertelemeyi talep ettiyse MESS ve hükümet bunu sendikanın aleyhine kullanmaz mıydı?

Ne MESS aptal ne de hükümet! Bu sendikanın en tepesinde iyi bir adamımız var, der ve bu gerçeğin açığa çıkmasını istemezler.

Şimdi gelelim şu uzun yıllardır emekli olma, alkol müptelası olma, ağza alınmayacak kelime ve cümlelerle tehdit etme, saldırma işine.

Birincisi evet emekliyim ama uzun yıllardır değil. Geçen yıl Ağustos ayında oldum. Emekliliğimi niye yazının içine soktular anlamış değilim. Ama ben sendikada çalışan emeklilere bu yönetim tarafından yapılan bir haksızlığı buradan duyurmuş olayım. Sendikamızın genel merkezinde çalışan oldukça fazla sayıda emekli var. Genel Yönetim Kurulu üyelerinin çoğunluğu da emekli. Sendika çalışanlarının emekli olduktan sonra sendikadan aldıkları maaş indirilirken, aynı uygulama emekli yöneticiler için geçerli değildir.

Yazacak bir şey bulamayan bel altı vurmaya başlar. Evet ben alkol kullanıyorum. Geçmişte sigara müptelasıydım ama bir günde bıraktım. Alkole müptela değilim zaten gelirim yetmez, ama onu da hemen bırakırım. Ben namaz kılan biri olsaydım demek ki yazılarını sabah namazından sonra yazıyor da diyeceklerdi.

Koltuk için kırk tane takla atan kişinin ismini hiç anmadığım halde, sendikadan okuyanların bile ya kimin için yazdın dediği bir yazı, o kişi ya da başkaları tarafından üzerine alınıyor ise, bu lafın gücünü ve bu sendikada ilkesiz birlikteliklerin kurulduğu koltuk için her şeyin göze alındığını gösterir. Başka bir şeyi değil. Bu sendikada ilkesiz birliktelikler, günü ve koltuğu kurtarma hesaplarının olmasını tepki gösteririm, hesap sorulmasını isterim. Çünkü bu sendika işçilerin örgütü. Adamın arkasından kırk yıl küfredeceksin, hırsızlığından, fırıldaklığından bahsedeceksin, bir günde can ciğer kuzu sarması olacaksın. Bu ahlaksız tavır kabahat olmuyor, ona ahlaksızlığı halk tabiriyle söylendiğinde saldırı ve tehdit oluyor.

Can Yücel’in yargılandığı mahkemenin kararını tekrar hatırlatmak istemiyorum.

Ha bir de sosyal medyada grev zamanı yemek tarifi paylaşmama ve grev isteyen yönetici ve temsilcilere yönelik ettiğim laflar konusu var.

Evet grev döneminde çok sayıda temsilci arkadaşımızla ve üyemizle yemek tarifleri paylaştık. Onlar yemek tarifinden çok yemek isimlerini kullanarak MESS’e, Türk Metal’e gönderme yapmak ve açıkçası birlikte eğlenmek içindi. Ben sosyal medyada herkesin gözü önünde örgütümüzün temsilci ve üyeleri ile bunu yaptım. Sizlerin odalarınızda, başka yerlerde, otellerde neler yaptığınızı bizim bilme şansımız yok.

Diğer taraftan genel yönetim kurulunun şundan haberi yok. Görüntüde yemek isimleri paylaşırken arka planda bir haberleşme ağı kurulmuştu. Grup sözleşmesinin kapsamında olan tüm işyeri baş temsilcileri ile kapalı grup oluşturduk ve bütün işyerlerindeki gelişmeleri oradan yaygınlaştırdık. Mücadeleyi birlikte ördük.

Gelelim Ziya Yılmaz meselesine. Süleyman Türker aramızda yok. Çetin abi (Uygur) ise hala sağ. Allah uzun ömür versin. 2003 Kongresini kazananlar Ziya’lar divan tutanaklarını değiştirmesinler diye birlikte benim odamda karargah kurmadık mı? Adnan da, Selçuk da, Özkan da, Celalettin de bunu unutmuş olamazlar. Ben Ziya’nın adamı idiysem göreve gelmelerinin hemen ardından niye basın açıklamalarından bütün diğer işlere yönelik olarak geniş yetki tanıdılar.

Böyle yalan ve dedikodu ile metal işçisini etkileyeceklerini sanıyorlar ama başaramayacaklar.

İddialarını kanıtlayabilecek olsalar yargıya gideceklerini ilan ederlerdi.

Ben metal işçilerinden çok şey öğrendim.

Hayatımın en güzel ve en sıkıntılı günlerini Birleşik Metal İş’te geçirdim.

Çok yoldaşım oldu. Hayat boyu sürecek arkadaşlar edindim.

Onlar orada olduğu sürece bu sendika gerçek bir sınıf sendikası olarak kalmaya devam edecek.

Hiçbir diktatör, tek adam özentisi ve onun yalakaları buna engel olamayacak.

Beni sendikamdan kimse ayıramayacak.

Hep metal işçilerinin içinde olmaya devam edeceğim. O yüzden bu yazı bir helalleşme yazısı değil.

Kapım, yüreğim onlara her zaman açık.

En kısa sürede tekrar birlikte olmak dileğiyle.

Yaşasın İşçilerin Birliği!

Yaşasın DİSK!

Yaşasın Birleşik Metal İş!

16.11.2015

Paylaş