BİRLEŞİK METAL İŞ -TÜRK METAL İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI ÜZERİNE

Aziz Çelik, 27 Mayıs’ta Birgün gazetesindeki yazısında Birleşik Metal İş Sendikası ve Türk Metal arasında bir anlaşma metninin imzalandığını kamuoyuna duyurdu.

İlk olarak A.Çelik’in kamuoyuna duyurduğunu söylediği ve “tarihi anlaşma” olarak nitelendirdiği yazısının ardından Birleşik Metal İş, 30 Mayıs’ta Facebook sayfasından ve web adresi üzerinden anlaşmanın tam metnini herhangi bir yorum yapmadan yayınladı.

 “Türkiye Metal İşkolunda Faaliyet Gösteren Sendikalar Arasında Diyalog ve İşbirliğine Dair Ortak Anlaşma” adını taşıyan anlaşma metninin detayları şöyle:

Metnin giriş bölümünde dünyadaki sendikal hareketlerin bölünmüşlüğüne vurgu yapıldıktan sonra sermayenin ve hükümetlerin saldırılarına karşı çeşitli ülkelerdeki sendikalar arasında diyalog ve işbirliğinin geliştirilip güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu anlaşmanın sağlanmasında hem A. Çelik’in yazısından, hem de metnin kendisinden anlaşıldığı kadarıyla IndustriAll’in önemli bir rolü var.

Aziz Çelik’in verdiği bilgiye göre bu anlaşma, imalat sanayinde işçilerin küresel temsilcisi olan IndustriAll’un uzun süreli çabaları sonucu gerçekleşiyor. İki sendikanın genel başkan ve genel sekreterleri IndustriALL Küresel ve Almanya IG Metal Sendikası Başkanı Jörg Hofmann ve IndustriALL Avrupa ve Almanya IG BCE Sendikası Başkanı Michael Vassiliadis’in davetiyle Berlin’de bir araya gelip anlaşmaya son şeklini veriyorlar.

Türkçe ve İngilizce olarak imzalanan toplam 6 sayfalık anlaşma metninde, her işçinin kendi hür iradesiyle sendika seçme ya da bir sendikadan ayrılıp başka bir sendikaya üye olma hakkının olduğu ve anlaşmaya varan sendikalar arasında işçilerin tercihine saygı duyulacağı belirtiliyor.

 Hükümetlerin ve işverenlerin işçilerin sendikalaşma hakkını engelleyen çabalarına karşı ortak diyalog ve işbirliği içerisine mücadele edileceği belirtiliyor.

Anlaşmada imzası bulunan sendikaların mümkün olduğunca birbirlerine karşı dava açmaktan kaçınmaları ve çözümsüzlük durumlarında Industrie All’in çözüm merci olacağı söyleniyor.

Sendikalar arasında uzlaşmazlık ve sendika seçme konusunda anlaşmazlık durumlarında esas yöntem olarak bizim de doğru bulduğumuz referandum yöntemi öneriliyor. Anlaşma metninde, referandumun pratikte nasıl ele alınacağı detaylı bir şekilde ortaya konuyor.  

Referanduma gidebilmek için taraf sendikalardan birisinin bir işyerindeki işçilerin %15’ini e-devlet üzerinden üye yapmış olması şartı getiriliyor.

Referandum sonucunun her sendika tarafından tanınacağı, sonuca hiçbir koşulda hiçbir sendikanın yasal ihtiraz yapamayacağı ve seçimde usulsüzlük yapıldığı düşünülüyorsa itirazlarını IndustriAll Avrupa ve IndustriAll Küresel Sendikalarına yapabilecekleri belirtiliyor.

Türkiye’de devletin bu tür uyuşmazlıklarda genel olarak Türk Metal lehine karar verdiği, vereceği bilindiğinde bu madde Birleşik Metal açısından avantajlı bir durumdur.

Anlaşmanın devamında sendikaların demokratik işleyişlerinin önemine vurgu yapılarak uluslararası kabul edilmiş norm ve kurallara uyulacağı taahhüt ediliyor. Bu konuda anlaşmaya varılan noktanın seçim ilkesi olduğu ve her düzeyde, işyerlerinde ve sendika içerisinde seçim yönteminin esas alınacağı dile getiriliyor.

Birleşik Metal İş Sendikasını dışta tutarsak büyük sendikaların hemen hemen hepsinde aynı zamanda Türk Metal açısından da, özellikle işyeri temsilcilerin belirlenmesinde esas yöntem atamadır. Bu yöntem işçilerin iradesini yok sayan sendika bürokrasisinin hoşuna gitmeyen ilerici işçilerin temsilcilerini devre dışı bırakmak için çokça başvurulan yöntemlerden biridir. Bu yaklaşım ne yazık ki Birleşik Metal Sendikası açısından da yer yer gündeme gelmektedir.

Bu açıdan seçme ve seçilme yönteminin temsiliyet bağlamında esas ilke olarak anlaşmaya konmuş olması önemlidir. Buna pratikte ne kadar uyulacağını bu sendikalardaki işçilerin mücadelesi belirleyecektir.

IndustriAll Küresel Sendika ve IndustriAll Avrupa Sendikasının şahitliği ile imzalanan metinde yine bu sendikaların katılımıyla bu anlaşmanın yılda bir kez değerlendirileceği dile getiriliyor.

Bu anlaşma ile birlikte, Birleşik Metal İş’in yıllardır itirazı nedeniyle IndustriAll üyeliği gerçekleşmeyen Türk Metal’in üyeliğinin önü açılarak Birleşik Metal İş Sendikası tarafından destekleneceği belirtiliyor.

Aziz Çelik’in verdiği bilgiye göre, bu anlaşma Çelik İş Sendikasına da götürüldüğü ve reddedildiği yönünde.

Anlaşma metninin Birleşik Metal İş Sendikası tarafından A. Çelik’in yazısından ancak 4 gün sonra yayınlanması ve yayınlanış biçimi, şimdiye kadar birbirini adeta “iki ezeli düşman” gibi gören,  iki sendikanın birbirlerini çeşitli şekillerde suçladığı “fotokopici sendika”, “satıcı sendika”,  “taşeron sendika”, “provokatör” vs. olarak değerlendirdiği bir geçmişten, karşılıklı diyalog ve işbirliği noktasına gelinmiş olmasının hem sol sendikal çevrelerden hem de bizzat Birleşik Metal İş tabanından gelebilecek tepkileri aza indirmek için izlenmiş bir taktik gibi görünüyor bizlere.

Birleşik Metal İş Sendikasının bu “kaçak güreşme” tavrını bir kenara koyacak olursak, biz iki sendika arasında böyle bir anlaşmanın imzalanmış olmasını olumlu bulduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Türk Metal ile karşılaştırıldığında Birleşik Metal İş Sendikasının daha mücadeleci bir çizgiye sahip olduğu bir gerçektir. Türk Metal bugün esas olarak işçi sınıfının hareketini sermayeye karşı kontrol altında tutmaya hizmet eden şoven, devletçi bir sendikadır. Aynı zamanda fakat yüz binin üzerinde metal işçisinin üye olduğu en büyük sendikalardan biridir.

Türk Metal’in bu niteliğine rağmen yukarıda belirtilen maddelerde ortak bir anlaşmaya varılmış olması, işçi sınıfının içinde bulunduğu parçalanmışlığın ortadan kaldırması ve metal işçilerinin bugün esas olarak ekonomik talepleri için yürüttükleri mücadelenin ortaklaşmasına katkı sunması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Biz işçi sınıfının küçük, parçalanmış, ayrı sendikalarda -ki çoğunun yasal olarak toplu iş sözleşme imzalama yetkisi de yoktur - örgütlenmesi yerine, birlikte örgütlendiği her iş kolunda tek sendikanın olduğu bir sendikal yapının yaratılması gerektiğini savunuyoruz.

Bu adım her şeyden önce yaklaşık yüz elli bin metal işçisinin örgütlü olduğu, sendika yönetimlerinin yaklaşımlarından bağımsız olarak metal patronlarına karşı daha güçlü bir karşı koyuşunun olanaklarını yaratacaktır.

Bu elbette kendiliğinden mümkün değildir. Burada hem Birleşik Metal İş’in, hem de Türk Metal’in tabanındaki sınıf bilinçli, ileri işçilere önemli görevler düşmektedir.

Metal sektörünün ileri işçileri bir yandan, sermayeye karşı mücadele ederken diğer yandan sendikanın başına çöreklenmiş olan sendika aristokrasisine karşı da mücadele etmek zorundadır.

Sendika bürokrasisinin bütün gerici yanlarına rağmen, sendika siyasetini belirleyecek olan son tahlilde o sendikalarda örgütlü olan işçilerdir.

Önümüzdeki dönemde metal işçilerinin MESS ile Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri başlayacaktır. Bu anlaşma sol sekter tavırlar yerine tabandan işçilerin birliğini oluşturmak için bir zemin olarak değerlendirilebilirse, TİS sürecinden daha başarılı bir şekilde çıkılması mümkündür.

31 Mayıs 2019

 

 

Paylaş