BİRİLERİ KONUŞUR, BİRİLERİ YAPAR!

15 Mart’ta Yeni Zelanda'nın ChristChurch kentinde iki ayrı camiye, cuma namazı sırasında silahlı saldırı düzenlendi. 50 kişi yaşamını yitirdi. 48 kişi yaralandı.

50 kişinin ölümüne, 48 kişinin yaralanmasına neden olan bu eylem açık bir terör eylemidir.   

Kim tarafından, hangi nedenle yapılırsa yapılsın, camide ibadet yapan insanların hedef alınması, katledilmesi kabul edilemez.

Nedeni ne olursa olsun, ayrım yapmadan, hedef gözetmeden, sivil insanları hedef almak, katletmek reddedilmesi gereken bir eylem biçimidir.

Batı’da göçmenlere, Müslümanlara karşı giderek yükselen şiddet eylemlerinin arka planında, emperyalist burjuvazinin geliştirdiği milliyetçilik yatmaktadır.

İslam karşıtlığı, İslamofobi, göçmen karşıtlığı, emperyalist burjuvazinin milliyetçiliği, ırkçılığı geliştirmek için kullandığı araçlardır. Batılı emperyalistler, devletlerin etrafına duvar örüyor. Müslüman ülkelerden gelen göçmenlere ayrımcı yaklaşıyor. Burjuvazinin mesajını alan faşistler  harekete geçip katliam yapıyor.

Terörizme karşı mücadeleden söz edenler ikiyüzlü sahtekârlardır. Yeni Zelanda’da ki terör eyleminin kurbanları konusunda egemenlerin döktüğü gözyaşları, timsah gözyaşlarıdır. Emperyalistlerin, gericilerin, egemenlerin terörizm konusunda ahu vah etmeye hakları yoktur. Kendileri dünyanın en büyük teröristleridir. Emperyalist-kapitalist burjuvazi, bizzat kendileri şiddeti örgütleyen ve şiddeti sistemli ve yaygın bir şekilde uygulayan, kendi deyimleriyle “şiddet tekeli”ne sahip olan devletlerdir. Bunların elinde şiddeti sistemli olarak uygulamanın polis, ordu gibi, yargı kurumları, hapishaneler vb. gibi araçları vardır.

Türk devletinin, AKP hükümetinin ChristChurch’da terör eylemini kınaması ikiyüzlülüktür. Döktükleri gözyaşları timsah gözyaşlarıdır. Irkçı ve milliyetçi olanların, ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı çıkması mümkün değildir.

IRKÇILIĞIN/MİLLİYETÇİLİĞİN GELİŞMESİNİN ARKA PLANI

Dünyada gerçek anlamda milliyetçiliğe, ırkçılığa, sağa doğru bir genel kayış var. Eğilim bu yönde gelişiyor. Kitleler içinde devrim isteğinden çok, var olandan bir hoşnutsuzluk, bir değişiklik isteği var. Seçmenlerin çoğunluğunun eğilimi bir türlü var olanı değiştirmeden yana olandan yanadır. Bu, bir yanı ile iyi bir şeydir. Ama var olan sistemi değiştirmek isteyenler, nasıl değiştirecek? Sol alternatifin olmadığı yerde, bu değişiklik isteği var olandan nefret etme ya da onda kendini bulamama durumu, kendini faşizme, ırkçılığa yönelme biçiminde gösteriyor. Bu değişiklik isteği daha çok ileriye doğru yönelecek yerde, kendi içine kapanma, kendi milliyetçiliğini geliştirme, göçmenlere karşı ırkçılık, ülke içinde faşistleşme biçiminde gelişiyor. Çünkü burjuvazinin ihtiyacı olan şey budur.

Emperyalist büyük güçler, dünyanın yeniden paylaşılmasında savaşa hazırlanıyor. Savaşa hazırlık iç cephenin sağlama alınmasını gerektirir. Bunun için de yapılacak şey milliyetçiliği, ırkçılığı geliştirmektir. Bunlar hep birbirine bağlıdır. Bu siyaset burjuvazinin bilinçli siyasetidir.  Bir bütün olarak burjuvazi dışta savaşa hazırlanıyor. Dünya yeniden paylaşılıyor. Bu paylaşım sürecinde zaten yürüyen savaşlar var. O savaşlara müdahale ediyorlar. Gelecek daha büyük savaşlar var, ona hazırlanıyorlar.

Burjuvazi bir yandan silahlı gücünü arttırarak, diğer yandan ideolojik olarak milliyetçiliği, ırkçılığı geliştirerek, içte işçi haklarını budayarak savaşa hazırlanıyor. Irkçılığın/milliyetçiliğin gelişmesinin geri planında, burjuvazinin savaşa hazırlığı var. Irkçılık, sadece en ırkçı en saldırgan siyasi güçlerin kendi kafalarından yarattığı bir şey değil. Bizzat burjuvazi bunun ideolojik hazırlığını yapıyor ve ondan sonra burjuvazi faşistleri ortalığa salıyor. Burjuvazi, sanki kendisi ırkçılığa, milliyetçiliğe ve faşistlerin saldırılarına karşıymış gibi bir görüntü sergiliyor! Sosyal demokrat, muhafazakâr partiler, “sağda boşluk bırakmamak” adına, aşırı sağ ve ya popülist dedikleri faşistlerin programlarını üzerleniyor.

Irkçılığın, milliyetçiliğin gelişmesinin anayurdu ABD, ABD başkanı açık ırkçı. Tarihte en radikal burjuva demokratik devrimin yapıldığı ülke Fransa’da açık ırkçı bir partinin başkanı Marine Le Pen, başkanlık seçiminde %34 oy alıyor. Başkan seçilen Emmanuel Macron, bugüne kadar işçi sınıfına yapılan en azgın saldırıların siyasetini yapan kişi. Almanya’da, Alman parlamentosunun üçüncü büyük partisi açık ırkçı partidir.

Şimdilik burjuvazinin açık ırkçı bir partiyi iktidara getirme ihtiyacı yok. Fakat ırkçılığı, milliyetçiliği ve faşizmi yerleştirmek için açık faşist partiler vurucu güç olarak kullanılıyor. Gelecekte savaş gündeme geldiğinde, bu açık faşist partiler iktidar opsiyonu da olabilir. Eğer burjuvazi savaşı yürütmede açık faşist partilere ihtiyaç duyarsa, açık faşist partiler iktidarda gelebilir veya iktidar ortağı da olabilir. Bunun için burjuvazinin çok fazla bir şey yapmasına gerek yok.

Yeni Zelanda ChristChurch’da yapılan katliamı, egemenler, burjuvazi tepe tepe kullanıyor. Geliştirdikleri ırkçılığın, milliyetçiliğin sonucu olan eylemleri, sahtekarca ırkçılığa, milliyetçiliğe karşılarmış gibi kullanıyorlar.

Kahrolsun ırkçılık ve milliyetçilik!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

19 Mart 2019

 

Paylaş