BİR SENDİKA AĞASININ ÖLDÜRÜLMESİ ÜZERİNE

DİSK’e bağlı Lastik İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan, Sakarya’nın Arifiye ilçesinde kurulu bulunan Goodyear  fabrikasındaki sendika temsilciliğinde,  Goodyear işçisi Sedat Uzunlar ile arasında   yaşanan olay sonucunda kendi silahıyla vurularak öldürüldü. Goodyear işçi temsilcisi Osman Bayraktar ve Lastik İş Sendikası Sakarya Şube Başkanı Mustafa Sipahi ise yaralandı. Abdullah Karacan’ı öldüren işçi Sedat Uzunlar tutuklandı.

Olayın Oluşu

Goodyear fabrikası işçisi Sedat Uzunlar çalıştığı bölümden başka bir bölüme gönderilmek isteniyor. Uzunlar sağlık nedenleri ile bu değişikliği kabul etmek istemiyor. Konuyu görüşmek için Karacan’ı arayıp görüşmek istediğini söylüyor. Karacan ‘yurtdışında olduğunu, dönünce bakarız’ diyor.

Olayın gerçekleştiği gün Karacan konuyu görüşmek için fabrikaya geliyor. Sendika temsilciliğine geçiliyor. Sedat Uzunlar sendika temsilciliğine çağrılıyor.

Uzunlar emniyet ifadesinde olayı  şöyle anlatıyor:

"Genel başkan, bu sırada arkasında birden çok fotoğrafın olduğu bilgisayarın olduğu masada oturuyordu. Temsilcilikte birçok isim ve genel başkan bulunuyordu. 'Merhaba genel başkanım' dedim. Henüz 1- 2 adım atmıştım ki genel başkan, belinden silahı çıkararak silahın ağzına mermiyi verdi ve bana 'Gel lan' dedi. Kendisi oturur haldeydi, silahı bana doğrultmadı, elleri masanın üzerindeydi ve silah da elindeydi. Ben silahı görünce korktum, 'Benim dışarı çıkmam lazım' dedim ve dışarı çıktım. Koşar adım güvenlik bölümüne doğru ilerlemeye başladım. Bu sırada peşinden Osman Bayraktar geldi ve sakin bir tavırla 'Konuşacağız' dedi. Ben de beni eninde sonunda yakalarlar, diye düşündükten sonra tekrar geri döndüm. Genel başkan yine bir önceki şekilde masada oturuyor ve elinde silahı tutuyordu. Sonra ayağa kalktı, elinde hala silah vardı, bana doğrultulmuş değildi, bana doğru yürümeye başladı. 'Tutun bu p…..... bu kayıt yapar telefonu elinden alın' dedi. Bunun üzerine elimde olan telefonu aldılar. Bu sırada yanındakiler bana yumruk attılar. Ayrıca kollarımdan tutuyorlardı. Ben de kendimi kurtarmaya çalışıyordum ve başımı sallıyordum. Genel başkan iyice yanıma yaklaştı, bu sırada biz genel başkanın oturduğu tam iç kısmındaydık. 'Sen bu işi neden karıştırıyorsun p…….. i...' dedi. Ben de 'Bu iş ekmek meselesi' dedim. Bu defa bana 'Senin ekmeğini ben veriyorum p….…., bana mı dikiliyorsun, seni i... yaparım. Ben yaptım, hesap mı soruyorsun?' dedi ve bana doğru kafa attı. Ben başımı çevirdim, sağ gözümün altına kafası geldi. Hatta şu anda darp izi de gözükmektedir. Bunun üzerine ben de kendimi kurtarmak için manevra yapmaya çalışıyordum. Bu sırada hepsi birden bana doğru saldırdı. Ben de can havliyle kendimi dışarı atabildim.

Kaçmaya çalışıyordum, bu sırada peşimden geldiler. Kıyafetlerimi üzerimden çıkardılar ve beni içeri soktular. Daha önce ismini verdiğim herkes bu eylemlere katıldı. Beni dövmeye devam ediyorlardı. Biri bana 'Başkanın elini öp, sen başkana nasıl diklenirsin, nasıl konuşursun' dedi. Genel başkan bana yaklaştı 'Öp lan elimi' dedi. Silah hala elindeydi. Ben de 'Kimseye biat etmem' dedim. Bunun üzerine silahı bana doğru kaldırmaya başladı ve 'Seni öldürürüm' dedi. Karşılıklı bir haldeydik. Ben can havliyle silahın namlusunu tuttum. Benim her iki elimden tuttular, diğerleri de beni çekiştiriyorlardı. Bu şekilde masanın arka tarafına doğru hep birlikte birbirimizi sürükleyerek gittim. Benim elim hala silahın namlusundaydı silahın kabzasını hala genel başkan tutuyordu. Ben silahı çekiştirmeye çalışıyordum. Hatta namluyu ters tarafa çevirebilmiştim. Namlu sürekli dönüyordu ama bana dönük değildi. Ben spor yaptığım için güçlü bir bünyeye sahiptim. Bu yüzden silahın namlusunu kendimden uzaklaştırabilmiştim. Bu sırada silah patladı. 3- 4 kez 'Pat pat' diye ses geldi, silah benim elimde kaldı başkan yere düştü. Ben de silahla birlikte temsilcilikten yere doğru kaçtım. Peşimden 'Yakalayın' diye ses duyunca ateş ede ede fabrika çıkışına doğu kaçmaya başladım. Güvenlik noktasında taksi vardı, bindim kaçtım."

Olayın ardından ortaya çıkan görüntüler Karacan’ı vuran işçinin ifadelerini doğrular niteliktedir.  Görüntüler izlendiğinde Karacan ile yanındaki kişilerin işçi Sedat Uzunlar’ı  birkaç defa kaçmak istemesine rağmen döverek sendika temsilcilik odasına götürdükleri görülüyor. İçeride yaşanılan arbedede Karacan’a ait olduğu öğrenilen silahtan çıkan kurşunlarla ölüm ve yaralama gerçekleşiyor.

Bu olayın bir tarafında, çalıştığı bölüm değiştirilmek istenen, sağlık nedenleri ile bu değişikliği kabul etmek istemeyen ve üyesi olduğu sendikanın sorunu çözmesini isteyen bir işçi var.   Diğer tarafta Lastik İş üzerinde 20 yıldır saltanat kuran, sendikayı mafya yöntemleri ile yöneten,   eleştiri yapan sendika üyesi  işçileri tehdit eden Abdullah Karacan var.

Sendikal Bürokrasi Çürümüştür!

Abdullah Karacan’ın öldürülmesi, aslında sendikal bürokrasisinin çürümüşlüğünün de bir göstergesidir. Bu çürümüşlüğün bir ürünü olan mevcut sendikal tablo ise şöyledir:  

Mevcut sendikalarda işleyen bir demokrasi yok. İşçiler söz ve karar sahibi değil. Sendikalara sendika ağaları egemen. Ağalar sendikaları kendi çiftlikleri gibi kullanmaktadır. Koltuk için her türlü üçkağıt yapılmaktadır. İşçiler kapalı kapılar arkasında satılıyor. Şu veya bu sendikanın, şu veya  bu noktada farklı olması, bu mevcut genel tabloyu değiştirmiyor.   

Sendikalar işçilerin ekonomik siyasi çıkarlarını savunan sınıf örgütleridir.  

İşçilerin sendikalara duydukları güvenin giderek azalmasının temelinde, sendikalarda sık sık yaşanılan yolsuzluklar, koltuk kavgaları da önemli rol oynamaktadır.    

Sendikal bürokrasinin egemenliği kader mi? Önlenemez mi?  Biz işçiler sendikal bürokrasiye mahkûm muyuz, alternatifimiz yok mu?

Alternatifimiz var. Alternatif gerçek anlamda sınıf sendikacılığıdır. Nedir sınıf sendikacılığının ilkeleri?

Şube başkanlığı, sendika yöneticiliği, profesyonel sendikacılık en fazla iki dönemle sınırlandırılacaktır. Sendika yöneticilerinin maaşları kalifiye işçi ücreti düzeyinde olacak, imtiyazlar ortadan kaldırılacaktır. Bunun için sendikalarda gizli devrimci fraksiyon çalışması yürütmek, adım adım sınıf sendikaları inşa etmek, olan sendikalar içinde çalışarak dönüştürmeye çalışmak, devrimci işçilerin sendikaların yönetimine gelmesi için mücadele etmek vb. görevlerimiz vardır.  Bu görevlerin yerine getirilmesi için işletmelerde çalışmayı esas almak mutlak gerekliliktir.

Sendikalar sendika ağalarının, bürokratlarının çiftlikleri değildir. Sendikalar işçilerin örgütüdür. Sendikalarda sendika ağalarının saltanatına son verecek olan  işçilerdir.

Sendikalar bir gün mutlaka işçilerin gerçek örgütleri olacaktır!

18 Kasım 2018

 

Paylaş