ASGARİ ÜCRET DEDİKLERİ…

2019 yılında uygulanacak asgari ücret miktarını belirlemek için toplantı maratonun başlayacağı bu günlerde, asgari ücret üzerine bir tartışma yürüyor.

Türk İş asgari ücretin 2000 TL, DİSK 2800 TL, CHP ise 2200 olmasını talep ediyor.

Asgari Ücret Nedir?

Asgari ücret burjuvazinin hakim olduğu tüm ülkelerde, bir işçinin ve ailesinin yeniden üretim faaliyetine katılabilmesi için minimum geçim araçlarının (beslenme, giyinme, barınma, sağlık vb. gibi) toplamını karşılayacak düzeyde olması gereken ücrettir. Olması gereken ücrettir diyoruz, çünkü sermayenin hakim olduğu tüm ülkelerde sömürünün, yani zenginleşmenin temel kaynağı çalışanların işgücünü soymak olduğundan ve çalışanlara ödenen ücretler ne kadar düşük olursa sömürücülerin kârı da o kadar çok olacağından hiç bir kapitalist ülkede asgari ücret minimum geçim araçlarının toplamını karşılayacak düzeyde değildir. Tersine tüm kapitalist ülkelerde asgari ücret sürekli ve sistemli olarak, asgari geçim araçlarının toplamının değerinden hep düşüktür.

Bunun birinci ve temel nedeni, kârın büyüklüğünün, ücretlerin düşük olmasına bağlı olmasıdır. İşçinin eline geçen ücret ne kadar az olursa, patronun eline geçen kâr o kadar büyük olur. Asgari ücretin tüm kapitalist ülkelerde sürekli olarak düşük tutulmasının ikinci önemli nedeni, asgari ücretin tüm işçi sınıfının ve tüm diğer çalışanların ücretlerinin düşük tutulmasında da bir araç olarak burjuvazi tarafından kullanılmasıdır. Bir ülkede asgari ücret ne kadar düşük olursa, asgari ücretlerle çalışmak zorunda olanların sayısı ne kadar büyük olursa, asgari ücretin üzerindeki ücret ve maaşlar ile asgari ücretin üzerinde ücret ve maaş gelirine sahip olanların sayısı da o kadar sınırlı olur. Çünkü patronlar asgari ücretin düşük olmasını, diğer ücretlerin artırılmaması amacıyla kullanırlar ve asgari ücretin üzerinde maaş alanların ücret ve maaşları düşük asgari ücret gerekçe gösterilerek daha aşağılara düşürülür.

Ücret İçin Mücadele

Sermaye ile emek arasında işgücünün değeri olan ücretin düzeyi konusunda uzlaşmaz bir çelişki, bu uzlaşmaz çelişkinin doğurduğu sürekli bir çekişme ve mücadele vardır. Patron, sürekli olarak ücreti ve onun resmen ilan edilmiş minimumu olan asgari ücreti düşürmek için mücadele ederken, işçi ve diğer çalışanlar, tek geçim kaynakları patrona sattıkları işgücünün karşılığı olan ücretlerinin sürekli olarak yükseltilmesi için mücadele ederler.

Ücretlerin alt sınırını belirleyen iki temel etmen vardır: Sermayedar, işçinin ücretini düşürme çabasında birinci olarak, maddi, fiziksel engelle karşılaşır. Patronun kârını devam ettirebilmesi için, işçinin sürekili çalışabilir durumda olması gerekir. Bunun için de işçinin yemesi, içmesi, barınması, işyerine gidip gelirken yol masraflarını karşılayabilmesi vb. gerekir. Yani işçinin belirli bir iş zamanında harcadığı enerjinin, gücün en azından yeniden çalışabilecek düzeyde yenilenmesi gerekir. Fakat işçinin harcadığı ve yenilemesi gereken enerjinin kesin bir düzeyi yoktur, daha doğrusu sermayenin kabul ettiği bir asgarisi yoktur. Örneğin, bir işçi öğle yemeğinde daha önceden 150 gram ekmek ve bir kap sıcak yemekle karnını doyuruyorduysa, reel ücretin düşürülmesi sonucunda 100 gram ekmek ve bir kaç dilim peynirle ya da bir kaç zeytinle de karnını doyurmaya zorlanabilir. Eğer işçi önceden iki göz kiralık evde oturuyorduysa, ücretinin düşürülmesi nedeni ile barınmak için tek göz kiralık eve geçmek zorunda bırakılabilir. Asgari ücretin aşağıya doğru gelip dayanacağı maddi, fiziksel tek sınır işçinin (ve ailesinin) en yetersiz, en kalitesiz bir düzeyde de olsa karnının doyması, yani boğaz tokluğuna çalıştırılmasıdır. Fakat işçi fabrikada kullanılan bir iş makinası değildir. İş makinaları ve iş aletlerine gerekli minimum bakım yapılsın ya da yapılmasın, onlar kendi durumlarını sorgulayamaz, kötü kullanıma itiraz edemezler. İyi bakımları yapılmazsa çabucak bozulur ve hurdaya atılırlar. Ama işçi bilinçli bir varlık, işletmenin bilinçli üretici gücüdür. Üzerindeki baskı arttığında, patron tarafından ücretine saldırıldığında tepkisiz kalmaz, kalamaz; çözüm yolları arar. Tüm çözüm yollarının gelip dayandığı alan olarak, diğer sınıf kardeşleri ile birleşerek mücadeleye atılır, ücretinin artırılmasını, üzerindeki baskıların azaltılmasını talep eder.

Belirleyici Olan Örgütlü Mücadeledir!

İşçinin mücadelesi ne kadar örgütlü, ne kadar bilinçli ve inatçı ise, elde edebileceği kazanımlar da o kadar çok olur: Bilinçli ve örgütlü mücadele ile işçiler hem ücretlerin asgarisinin yükseltilmesini hem de genel olarak ücretlerin artırılmasını sağlayabilirler. Bu artışın ne kadar olacağını belirleyecek olan temel öge, işçinin mücadelesi, mücadelesinin düzeyidir. Bir ülkede işçi sınıfının bilinç ve örgütlülük düzeyi ne kadar geri ise onun geliri ve yaşam düzeyi de o kadar düşük olur.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın her ay yaptığı araştırmaya göre dört kişilik bir işçi ailesinin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alması gereken asgari ücret, yani yoksulluk sınırı, Ekim 2018 dönemi için 6.585 TL’dir. Dört kişilik bir ailenin yalnızca asgari beslenme ihtiyaçları için gerekli olan gider, bin 904 TL’dir. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırındaki minimum geliri 6.585 TL olması gerekirken, asgari ücret: brüt, 2.029,50 TL, net 1.450.89 TL, asgari geçim İndirimi 152,21 TL ile birlikte 1.603.10 TL’dir.  

Devlet patronlar ile birlikte asgari ücret miktarını belirliyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına, güya işçileri temsilen  katılan Türk İş ise danışıklı bir tutum sergiliyor.

Bizler ise  enflasyon oranlarının üzerinde, işçilerin yaşam standartını sürekli yükselten ücret talep etmeli, bunun mücadelesini vermeliyiz.

İşçilerin ekonomik durumlarını düzeltmek için verecekleri mücadele gerekli ve zorunludur. İşçi sınıfı ücretli köle durumuna son vermediği sürece, ezilmeye, sömürülmeye mahkûmdur. Asıl olan ücretli kölelik sistemi yıkmaktır. Mücadelemizi bu perspektifle yürütülmeliyiz.

1 Aralık 2018

 

 

Paylaş