ALİ, SOKAĞA ARTIK HİÇ ÇIKAMAYACAK!

Ali El Hemdan, 17 yaşında bir gençti.  Yalnızca genç değil, bir mülteci, bir işçiydi. Tüm bu sıfatlarından öte koca bir sokağın göbeğinde kalbinden vuruldu. Sokak ortasında polis mermisi ile yaşama gözlerini yumdu.    

Tarih: 27 Nisan 2020.
Sokağa çıkma yasağına rağmen ekmek mücadelesi veren bir genç işçi Ali El Hemdan öldürüldü.
Suçu, sokağa çıkmaktı.
“Dur” diye bağırıldığında durmamaktı.

Tam kalbinden girmiş bir mermi…
Yani Ali El Hemdan gençliğinden ve mülteciliğinden sonra, kalbine bir mermi de polisten aldı.
Bu son mermi ağırdı, onu hayattan aldı.

Peki, bir çocuğu kalbinden vuran polis ne dedi?
“Oruçtum” dedi.
“Peşinden koştum” dedi.
“Yere düştüm” dedi.
“Silah ateş aldı” dedi.

Dedi, dedi…

Bir genci kalbinden vurmasını, bu sözlerle ikna etmeye çalıştı herkesi…
Olay  bu kadar basitti.
Aslında konuşulması gereken konulardan biri de bu yaklaşımdı.
Bu basitlik…
Can pazarında, insan “ucuzluğu”…

Bu ucuzluk tragedyası ne yazık ki bazı basın organlarının da lehçesi oldu.
Olayı ilkin, Ali’nin ayağından vurulduğu şeklinde verdiler…
Ama çıktı bazı basın organları, “hayır” dedi. Ali’nin kalbinden vurulduğunu servis etti.

Olayın tanığı da aynılarını dedi…
Polisin verdiği ifade böylelikle çamura gitti.

Tabi yancı medyanın bu şekilde yüz değiştirmesinin temel nedeni hükümet ortaklığı…

Yani ne medyanın kullandığı dil, ne de polisin hal hatır sormadan tutunduğu silah hükümetin politikalarından bağımsız değil. Bu zincir halkasının devamında devreye girecek olan yargı da aynı şekilde…

Tek vücut, tek devlet, tek adam günlerinde yaşanan bu ölüm ilk değildi.
Bu acı ilk değildi.
Bu hukuksuzluk ilk değildi.
Benzerlerini çokkk gördü bu memleket.

Çok kalmaz, polis bey abimiz yarına yine sokaklarda görülür.
Yine birilerine “dur” der.
Belki de yine birilerini hayatından eder.
Nasılsa insan “ucuz”…

1 Mayıs 2020

Yeni Dünya Gençliği okuru


 

 

 

Paylaş