8 MART 2020 – İŞÇİ VE EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNDE TALEPLERİMİZ!

Biz, devrimci - demokrat - komünist kadınlar, her türden sınıfsal-cinsel ve ulusal baskıların son bulması için, doğa ve çevrenin katliamının son bulması için, kadınların tam toplumsal eşitliğinin hayat bulması için, emperyalist saldırganlıkların, savaşların sona ermesi için, faşizmin, militarizmin, erkek şovenizminin son bulması için, kapitalist sistemin yıkılması gerektiğini biliyoruz. İnsanın insan üzerindeki sömürüsüyle birlikte erkek egemenliğinin de son bulacağı gelecekler için, kurtuluşumuz için örgütleniyor, sosyalizm ve komünizm için mücadele ediyoruz!  

Bizim de dâhil olduğumuz kadın hareketinin gündeminde öncelikle,kadın cinayetlerine karşı mücadele, kadınlara yönelik her türden seksist saldırılara karşı mücadele nafaka hakkının savunulması kadın katillerinin, çocuk istismarcılarının "infaz indirimi" adına bir af ile hapishanelerden salınması tehlikesine karşı mücadele var.

AKP-MHP hükümeti (aynı geçmişteki tüm hükümetler gibi) kendi yaptığı yasaları uygulamak yerine "bu bize biraz bol geldi" misali bunları kırpmaya çalışıyor! Buna karşı tavır almak, direnmek elbette doğrudur! Ancak BU YETMEZ!!! Çünkü andaki yasalar da kadınların hak eşitliğini sağlamaktan çok uzaktır. Bu mücadeleyi daha ileriye taşımak, kadınların aleyhine işleyen her türlü yasanın kaldırılıp atılması için mücadele etmek zorundayız!

AKP ve RTE İstanbul Sözleşmesini yeniden "mercek altına" almak istiyor!

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla hazırlanan "İstanbul Sözleşmesi"ni ilk imzalayan ülke olmakla övünen Türkiye'de, 2019 yılında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre 474 kadın öldürüldü. Bu, son 10 yıldaki en yüksek rakam!! Kadınlara yönelik katletmeye varan fiziki saldırılar bu kadar yüksek iken, "vatandaşlardan" (siz erkeklerden anlayın!) gelen şikâyetleri dikkate almak adına sözleşmeyi temel alan yasalar yeniden gözden geçirilmek isteniyor: Örneğin,  "Kadının beyanı" esas alınarak erkekler için verilen evden uzaklaştırma kararlarının aileleri parçaladığı" iddiası ileri sürülüyor! Tutucu, faşist, gerici kesimleri rahatsız eden bazı maddeler de, "toplumsal cinsiyet eşitliği"ne ilişkin sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri. Bu maddelerin "eşcinsel birliktelikleri yasal teminat altına aldığı ve bu durumun toplum yapısını bozduğu" öne sürülüyor! Bunun ötesinde "çocuk evlilikler"in önünü açacak biçimde evlilik yaşının yeniden aşağı çekilmesi gibi daha birçok düzenlemenin "eskiye dönme" biçimde değiştirilmesi tartışılıyor! Erkek egemen-şoven toplum kesimleri kadınların yaşamını ilgilendiren kimi haklarına,  bunlar kâğıt üzerinde kalsa dahi, razı değiller ve bunu andaki egemenlik ilişkisine yönelik bir tehdit olarak görüyorlar.

Kadınlara ve çocuklara yönelik her türden şiddete karşı yaptırımlar uygulayarak kadın ve çocukların yaşamını ve gelişmesini garanti altına almak devletin görevidir! LGBTİ bireylerin yaşamını güvence altına almak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak devletin görevidir!

Tutucu, faşist, erkek şovenisti zihniyetin devlet iktidarı altında bütün bunların gerçekleşmesi mümkün değildir. Görev, kadınların, çocukların, LGBTİ bireylerin tam hak eşitliğini sağlayacak bir demokratik iktidar için mücadele etmektir.

Ekonomik bağımsızlığımız için! Kadın ücretleri derhal yukarı!

İşçi ve emekçi kadınları, erkek baskılarına, şiddete ve tecavüze katlanmak zorunda bırakan öncelikle ekonomik olarak erkeğe bağımlı olmalarıdır. Emine Erdoğan'ın son yaptığı açıklamaya göre, kadınların işgücüne katılımı artarak 2018'de %34'e varmıştır. Bu demektir ki, ülkelerimizde hâlen kadınların ezici çoğunluğu ekonomik olarak erkeğe bağımlıdır. Bu yüzde 34'ün önemli bölümünü ücret karşılığı çalışan, ama ellerine geçen ücretlerle kendilerini veya ailelerini geçindiremeyecek durumda olan işçi ve emekçi kadın kitleleri oluşturmaktadır. Sendikalar, kadınların ağırlıklı olduğu alanlarda dahi, kadın işçilerin ücretlerini, çalışma ve yaşam koşullarını değiştirmeye hemen hiç önem vermemektedirler. Sendikaların yapısı, özellikle de yönetimleri erkek egemendir. Bu şartlarda kadın ücretleri ile erkek ücretleri arasındaki makasın kapanması da hayal olarak kalmaktadır.

Kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi tabii ki, otomatik olarak kadınların toplumsal eşitsizliğinin giderilmesi anlamına gelmez! Fakat ekonomik bağımsızlık olmadan da kadınların kendi yaşamlarını kendi ellerine almaları olanaksızdır.

Bu 8 Mart'ta da çocuklarımıza kreş, kadın ücretlerine zam talep ediyoruz!

Yaşamı örgütleyen kadınlar, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini ileriye taşıyacaklar!

Yaşasın 8 Mart – Yaşasın işçi ve emekçi kadınların kurtuluş mücadelesi!

2 Mart 2020

 

 

 

 

 

 

Paylaş