68 VE İBRAHİM KAYPAKKAYA SEMPOZYUMU

Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Yeni Dünya İçin Çağrı tarafından, “68’in 50. Yılında “Gerçekçi ol, imkansız görüneni iste” şiarıyla ortak düzenlenen “68 ve İbrahim Kaypakkaya Sempozyumu” başarıyla gerçekleştirildi. 

Sempozyum 19-20 Mayıs’ta İstanbul Taksim Hill Otelde yapıldı.

I.GÜN:

Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 45. yılında düzenlenen sempozyum 19 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00 de bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Sempozyumu düzenleyen kurumlar adına ortak açılış konuşması okundu.

Konuşma şöyle:

“Arkadaşlar, yoldaşlar, değerli konuklar!

“68 VE İBRAHIM KAYPAKKAYA SEMPOZYUMU”na hoşgeldiniz.

Sempozyumu düzenleyen Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Yeni Dünya İçin Çağrı  adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2018 yılı, yerleşik düzene başkaldırı yılı olan 1968’in 50. yıl dönümü…

1968… Dünyanın ayakta olduğu yıl. Amerika‘da Vietnam Savaşı’na karşı yüz binler ayakta. Siyahların ırkçılığa karşı isyanı sokaklarda. Avrupa’nın bir dizi ülkesinde “küflenmiş üniversite geleneklerine” karşı, gericiliğe karşı; demokratik üniversite, öğrencilerin yönetime katılımı talepleriyle üniversiteler işgal altında. Fransa’da işçi ve öğrenci eylemleri birleşerek sisteme karşı isyana dönüşüyor. Asya/Afrika/Latin Amerika‘da devrimci ayaklanmalar yaşınıyor. Çin’de Kültür Devrimi bütün hızıyla sürüyor. Mao‘nun “Merkezi Bombalayın!” çağrısı, bütün dünyada “egemen sisteme karşı ayaklanın” çağrısına dönüşüyor.

Kültürün, sanatın her alanında eski sorgulanıyor. ABD’nin Vietnam halkına karşı yürüttüğü emperyalist barbar savaşa karşı, yiğit Vietnam halkının, Vietkong savaşçılarının haklı savaşının yanında yeni bir dünya istiyor insanlar. “Ho Ho Ho Şi Minh, Bir iki üç dört Ernesto’ya bin selam, Daha fazla Vietnam!” çınlıyor dünyanın dört bir yanında bütün dillerde. Dillerde Beatles’in, Rolling Stones’un şarkıları, Bob Dylan’ın, Joan Baez’in ezgileri. Uzun saçlar eskiye isyanın sembolü, çiçek çocuklar yollarda. Dünya bir altüst olma eşiğinde. Hava devrim kokuyor. En başta genç kuşaklar, yeninin, güzelin, yeni bir dünyanın peşindeler. Onlar gerçekçi olup, “imkânsız” görüneni istiyorlar!

’68 tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da yansımasını buluyordu. 

Kuzey Kürdistan/Türkiye tarihinde ilk defa üniversite işgalleri yaşanıyor. Gençlik “6. Filo Defol!”, “Amerikalı İt/Evine Git!”, “Morison Süleyman/Yolculuk Ne Zaman?” şiarlarıyla sokaklarda, grevler, toprak işgalleri… İşçilerin, ezilenlerin mücadelesi yükseliyor.  

Gençliğin, işçi sınıfının, ezilenlerin giderek yükselen mücadelesi devrimci kopuşa yol açtı. ’68 hareketi içinden devrimci gruplar doğdu.

’68 kuşağının devrimcileri/komünistleri yeni bir dünya yaratmak için yola çıktılar. Bu uğurda dövüştüler, toprağa düştüler. Mahirler, Denizler, Hüseyinler, Yusuflar, İbrahimler ’68 devrimci ruhunun gerçek temsilcileridir.

‘68’in çağrısı mevcut düzeni korumak değil, yeni bir dünyadır.

50 yıl geçti “68 Hareketi”nin coşku, umut, atılım dolu günlerinin üzerinden. 68’in ellinci yıl dönümünde o günleri anıp, bu hareketten bugün için neler öğrenebileceğimizi sorgulayacağız.

‘68’in dersleri temelinde güncel siyasi gelişmeler ve görevler üzerinde durmak, ‘68’in Türkiye’ye yansımasını bilince çıkarmak, ’68 hareketi içinde özel olarak İbrahim Kaypakkaya’nın rolü üzerine durmak/tartışmak amacıyla bu sempozyumu düzenledik. İki gün boyunca çeşitli başlıklar altında yapacağımız verimli tartışmaların bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz.

Bugün 68’in „Gerçekci ol imkansız görüneni iste!“ sloganı yer yer burjuvazi tarafından reklamda kullanılsa da, hayalci görünsede bize aittir, bizim olarak kalacak, devrimci mücadeleye ışık saçmaya devam edecektir.

Birlikte başarılı bir sempozyum gerçekleştireceğimizi umuyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum…”

Dünyada ve ülkemizde 68 hareketini anlatan sinevizyon gösterildi.

“68 Dersleri ışığında Güncel Siyasal Gelişmeler ve Görevlerimiz” başlıklı, moderatörlüğünü Fatmagül Yolcu’nun yaptığı I. Oturum yapıldı. Oturumun konuşmacıları HDP, YDİ Çağrı, KöZ, Alınteri, SMF idi. Yapılan konuşmalardan kısa bir özeti sunuyoruz.

KÖZ/NİYAZİ ARMUTLU: Armutlu sözlerine kendisinin 68 ya da 78 kuşağından biri olmadığını, 71 devrimci kopuşu sürecinin devamcıları olarak gördüğünü ifade etti. Örgütlü mücadelenin önemine değinen Armutlu, Kaypakkaya ve devrimci komünistleri anmanın ancak ve ancak örgütlü mücadele yürüterek olabileceğini ifade etti. Türkiye ve dünya devrimci/komünist ayrım ve tartışmalarına değinen Armutlu, 71 devrimci kopuşunun önderlerinin yeterince anlaşılamadığını belirtti. 1920- 1970 yılları arasında Türkiye’deki sol hareketin bütün geri ve oportünist yanlarının deşifre edilip eleştirilmesinin TKP/ML hareketinin ayırt edici yönü sayesinde olduğunu vurguladı.

HDP/HDK/MURAD MIHÇI: Kendisinin Ermeni bir sosyalist olduğunu vurgulayan Mıhçı, böylesi bir sempozyumda olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek Armenak Bakırcıyan, Hrant Dink gibi önemli Ermeni devrimcilerin de Kaypakkaya hareketinde mücadele yürüttüklerini belirtti. Ancak bu dönemde bu devrimcilerin kendi ulusal kimliklerini saklamak ve isimlerini değiştirmek zorunda kalmalarını sorgulamak gerektiğini vurguladı. Aynı şekilde coğrafyamızda sosyalist mücadelenin öncüleri olan Paramaz gibi Ermeni sosyalistlerin de ancak yıllar sonra fark edilerek anıldıklarını, ancak bu anmalara dahi Türkiye ve Kürdistanlı sosyalistlerin yeterince dahil olamadıklarını eleştirerek konuşmasına devam etti. Öncesinde daha dar bir örgütlenme içerisinde Ermeni bir sosyalist olarak faaliyet yürüten Mıhçı, HDP siyasetiyle birlikte daha geniş kitlelere açılan bir politikanın bir parçası olduğunu belirtti.

YDİ ÇAĞRI/ÇETİN DESDE: Dünyada gelişmelere emperyalistler arasındaki çelişmelerin damga vurduğunu belirten Desde, emperyalist büyük güçler arasında köklü değişikliklerin yaşandığını, ABD emperyalizminin gerileyen güç olduğunu, Çin emperyalizminin yükselen güç olduğunu, gerileyen ABD’nin saldırganlaştığını anlatarak somut örnekler verdi. Büyük emperyalist güçler arasındaki çelişmelere, güç durumuna örnekler veren Desde, emperyalistler arasında dünya savaşı tehlikesinin giderek  arttığını, ekonomik olarak gelişen Çin’in askeri olarak ABD ile savaşa hazır olmadığını, Çin’in ABD ile savaşa hazır hale gelmesine bağlı olarak dünya savaşının çıkmasının kaçınılmaz olduğunu anlattı.

Kuzey Kürdistan Türkiye’de de gelişmelere damga vuran çelişmenin egemenlerin kendi aralarındaki iktidar dalaşı olduğunu vurgulayan Desde, işbirlikçi tekelci büyük burjuvazinin emperyalistleşme hedefi olduğunu, burjuvazinin bu yönde adımlar attığını belirterek, somut olarak bu adımlar hakkında örnekler verdi.

Desde, temel sorunun kitleler hareket geçtiğinde, onlara önderlik edecek, doğru yolu gösterecek Bolşevik partilerin inşa edilmesi sorunu olduğunu, parti inşasının tüm çalışmanın merkezinde durması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını bitirdi.

ALINTERİ/MÜRÜVVET KÜÇÜK: Küçük Kaypakkaya’nın 71 kopuşunda önemli tezler ortaya koyduğunu ancak fikirlerinin diğer devrimci önderlere göre gölgede kaldığını ifade etti. Bunun sebebinin kentlerin görüş alanına girememeleri ve ayrılık sürecinin Mahir ve Deniz’e göre daha geç bir sürede olmasından kaynaklı olduğunu belirtti. Ancak bütün bunlara rağmen Kaypakkaya fikirlerinin diğer 68 hareketi önderlerine göre daha bütünlüklü bir kopuşu ifade ettiğini belirtti. Ayrıca Küçük Kaypakkaya’nın fikirlerinin ardılları tarafından geliştirilemediğini ifade etti.

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU/EMRAH SALTIK: Saltık, AKP iktidarı sürecinde ülkedeki iç dinamiklerin iktidar eli ile desteklenen cemaatleşme aracılığıyla işçi sınıfının, sınıf bilincinden uzaklaştırılarak ‘muhtaç ve dilenci’ konumuna itildiğini ifade etti.  Kaypakkaya’nın ayırt edici yanının esasen sınıf çelişkisinde aldığı pozisyon yani komünist oluşu ve uzlaşmaz bir devrimci çizgiyi teslim etmesi olduğunu vurgulayan Saltık, bugün Kaypakkaya’nın bu pozisyondan değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kaypakkaya’nın kendi döneminde yaptığı tahlillerin zamanla güncelliğini yitirebileceğini ancak onun diyalektik yönteminin esas alınması gerekerek çizgisinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Kaypakkaya’nın Kürt ulusal sorununa yaklaşımıyla ilgili açıklamada bulunan Saltık, Türkiye sosyalist hareketinin totaliter Türk modernizminden bir kopuş sergilememesinden kaynaklı Kürdistan’da uygulanan katliamların kapitalizm geliştirdiği iddiasıyla olumladıklarını ve bunun Kaypakkaya tarafından deşifre edilerek eleştirildiğini vurguladı.

Konuşmacıların konuşmalarının ardından oturum soru-cevap bölümüyle devam etti.

“68 Dersleri ışığında Güncel Siyasal Gelişmeler ve Görevlerimiz” başlıklı, moderatörlüğünü Bekir Zengin’in yaptığı II. Oturum yapıldı. Oturumun konuşmacıları ÖSP, Birleşik Devrimci Parti, Mücadele Birliği, Partizan ve ESP idi.

MÜCADELE BİRLİĞİ/VEFA SERDAR: 68 hareketinin 2 yönlü olduğunu ifade eden Serdar, birinin dünya birinin de ülkemiz ölçekli ele alınması gerektiğini belirtti. Dünyadaki ekonomik krizden bahsetmeden 68’den bahsetmenin mümkün olmadığı belirten Serdar, aynı zamanda 68 hareketinin parlamentarist ve reformist anlayışlardan kopmak demek olduğunu ifade etti. 71’in çıkışının özünün silahlı mücadele olduğunu ifade eden Serdar, bu dönemdeki komünist önderlerin devrimci/komünist bir ordu kurma hedefinde olduklarını ifade etti. Kaypakkaya’nın Türkiye sosyalist hareketi içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Serdar, Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını tartışan ilk kişinin de Kaypakkaya olduğunu belirtti. Denizlerin ve Mahirlerin üzerinde durduğu en önemli meselenin birleşik devrimci mücadele olduğunu vurgulayan Serdar, Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin de bu anlayış doğrultusunda ancak ve ancak birleşik bir mücadele ile olacağını söyledi.  

ÖSP/SİNAN ÇİFTYÜREK: Konuşmasına İbrahim Kaypakkaya  ve Haki Karer ile 4’leri anarak başlayan Çiftyürek 68’in bir başkaldırı olduğunu ifade ederek, Kürdistan ve Türkiye olmak üzere 2 başlıkta 68’i değerlendirdi. Onların söylemi ile teorileri arasında makas olmadığını ifade eden Çiftyürek, devrimci önderlerin geçmişi tekrarlamadıkları için önder olduklarını vurguladı. Yakın tarihte gerçekleşen Irak’taki seçimlere değinen Çiftyürek, Kürdistan bölgesindeki halkın bağımsızlığı seçtiğini, Irak’ın ise şoven milliyetçiliğini seçtiğini ifade etti. Kürt halkının bağımsızlık hakkının koşulsuz desteklenmesi gerektiğini ifade eden Çiftyürek, Kürdistan halkının 4 parçada ortak bir ruhla mücadele ettiğini belirtti. Ayrıca Çiftyürek Kürdi bir seçim ittifakı oluşturmak gerektiğini ifade etti.

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ/EMİN ORHAN: 68’in en kitlesel olduğu ülkelerden birinin Türkiye ve Kürdistan olduğunu belirten Orhan, 68’in çıkışının fikirsel buhrana karşı önemli bir yerde durduğunu ifade etti. 68’in geleneksel olana bir itiraz olduğunu ifade eden Orhan, aynı zamanda ezilenlerin ve emekçilerin evrensel bir çözüm arayışı olduğunu ve bunu inşa ettiğini belirtti. Kaypakkaya’nın Kemalizm’den esaslı bir kopuşu beraberinde getirdiğini ve beraberinde de devrimci bir yol çizdiğini ifade etti. O günkü koşullarında, bugünkü koşullar gibi evrensel bir bunalım döneminde olunduğunu belirten Orhan, birlikte mücadelenin esas alınmasını gerektiğini söyledi ve birleşik mücadeleye çağrı yaptı.

BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ/ÇAĞDAŞ BALCI: Rojava Devrimi ile 68 ruhunun tekrardan Kürdistan topraklarında canlandığını ifade eden Balcı, 68’in, 71 kopuşuna temel olmasından kaynaklı önemli bir hareket olduğunu belirtti. 71’in ülkemizde iktidar perspektifli bir mücadele sürecini başlattığını ifade eden Balcı, Avrupa’da başlayan 68 hareketine dair bilgi verdi. Bu sempozyuma katılan kurumların tamamının 71 kopuşunu esas alması, 68 hareketinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Balcı, o dönem devrimcilerin kendilerini var ettiği alan olan TİP’in revizyonist niteliğinden bahsederek bu kopuşun nedenlerini ortaya koydu. Balcı, 68 hareketi ve 71 kopuşunun bir tarih yazımı olduğunu ve Rojava devrimi ile genç kuşağın da yeniden bir tarih yazma imkânı bulduğunu ifade etti.

PARTİZAN/RAHİME KARVAR: Büyük Proleter Kültür Devrimi’ne değinerek 68’in dünya da yankılarına örnekler verdi. Leninizm ve Maoculuğun 68 direnişi ile birlikte bütün dünyaya yayılan bir fikir ve mücadele hattı oluşturduğunu vurguladı. Karvar, Türkiye’de 68’in bir devrim ve perspektif arayışı sonucu çıktığını ve 71’le birlikte bir silahlı mücadele perspektifine büründüğünü belirtti. “Barikat sokağı kapatıyor ama ufukları açıyor” sözünü hatırlatan Karvar, 68 ile birlikte kadın, LGBTİ alanlarında da bir ufuk açıldığını ifade etti. Karvar gerçekçi olmayı birleşik devrimci mücadeleyi doğru bir şekilde ele olmak olduğunu ifade ederek seçimlere dair ittifaktan yana olduklarını belirtti.

Konuşmacıların konuşmalarının ardından oturum soru cevap bölümüyle son buldu.

II:GÜN:

“68’i Yaşayanlar Anlatıyor: 68’in Türkiye’ye Yansımaları” başlığıyla, modaratörlüğünü Sibel Özbudun’un yaptığı III. oturumun konuşmacıları Gün Zileli, Mukaddes Erdoğdu Çelik ve Muzaffer Oruçoğlu idi. Bu bölümün konuşmacısı olan Ertuğrul Kürkçü seçim çalışmaları nedeniyle sempozyuma katılmadı.

MUKADDES ERDOĞDU ÇELİK: 68’in dünya geneli bir başkaldırı hareketi olduğunu ifade eden Çelik, silahlı mücadele eğiliminin de bu dönemde en görünür halini aldığını ifade etti. 68 hareketine gençlerin, kadınların, işçilerin, köylülerin bir bütün toplamsal dinamiklerin katıldığını belirten Çelik, dünya genelinde de 68 hareketinin dinamiklerine örnekler verdi. 68’in cinsiyet ve kadın devrimi olduğunu da ifade eden Çelik, cinsiyet çelişkilerinin de bu süreçte görünür olmasına değindi. 68’e damgasını vuran bütün hareketlerin ve partilerin, kadın ve feminizm başlıklarına karşı uzak durduğunu belirten Çelik, kadın mücadelesinin 80’lerin başında ancak tartışılabildiğini ifade etti.

Türkiye’deki 68 hareketini ortaya çıkaran tarihsel gelişmeleri anlatan Çelik, 68 hareketinin 71 devrimci hareketine evrildiğini ifade etti.  İdeolojik, teorik ve fikirsel köklü kopuşların en önemli öncülerinden birinin Kaypakkaya olduğunu ifade eden Çelik, Kaypakkaya’nın Kürt ulusal sorunu ile ilgili tespitlerinin açıklarken PDA ile yürüttüğü tartışmalara değinerek daha o günden bu hareketin önderi olan Doğu Perinçek’in çizgisinin burjuvazi ile uzlaşmaya götürebileceği eleştirisinde bulunduğunu kaydetti.

GÜN ZİLELİ: Zileli 68’i eleştirel bir bakış açısıyla bakarak, o dönemki gençlik hareketinin özgürlükler konusunda yeterince duyarlı olmadığını söyledi. Kendisinin de DTC Fakültesi’ndeki başkanı olduğu Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun çalışmalarında forum tartışmalarına katılmak istemeyen öğrencileri baskı yoluyla dahil ettiklerini, yine aynı şekilde 71 kopuşuyla kurulan partilerde ve örgütlerde Komüntern’in hizip yasağı ilkesini benimseyerek hizipleri engellediklerini, 68 hareketinin en önemli iki merkezi olan Paris ve Prag’daki eylemlerden yalnızca Paris’tekileri desteklediklerini, Prag’da ortaya çıkan hareketi ise emperyalizm güdümlü olmakla suçlayıp Sovyetler Birliği’nin oraya askeri müdahalesini olumladıklarını ve bu yanlışın ancak yıllar sonra Maoist olunca farkına varıp Mao’nun bu müdahaleye karşı çıktığını öğrendiklerini ifade etti.

MUZAFFER ORUÇOĞLU: Oruçoğlu Skype ile sempozyuma bağlandı. Oruçoğlu Türkiye 68’inin anlamak için onun dinamiklerinin iyi anlaşılması gerektiğini ifade etti. Öncelikle Avrupa’da ve özelde Türkiye’yi derinden etkileyen Paris 68’ini ortaya çıkaran siyasi, ekonomik, kültürel gelişmeleri irdeleyen Oruçoğlu, Küba krizi, Vietnam savaşı, Che’nin ABD emperyalizmine karşı Latin Amerika’da ortaya koyduğu mücadele pratiğini ve dünya çapında ortaya çıkan bir dizi politik, kültürel, ekonomik gelişmelerinin kendilerini nasıl etkilediklerini anlattı. Türkiye’deki 68’i esasen en çok Paris 68’inin etkilediğini vurgulayan Oruçoğlu, ancak Türkiye’de 68 öncesinde de özelde ABD karşıtlığı üzerinden şekillenen yürüyüşlerle ifade bulan bir anti emperyalist hareketin gelişmiş olduğunu kaydetti. 68 yılında üniversitelerde ortaya çıkan işgallerin ise öncelikle sağcılar tarafından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ibadet özgürlüğü ve başörtüsü yasağının kaldırılması gibi taleplerle ortaya çıktığını ancak daha sonra bunun DTCF’deki solcu öğrencilerin üniversite işgalinin başta İstanbul olmak üzere ülkedeki tüm üniversitelere solcu öğrencilerin öncülüğünde yayıldığını belirtti. Bu dönem ortaya çıkan teorik yaklaşımlara değinen Oruçoğlu, Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli gibi teorisyenlerin başını çektiği ordunun ve aydınlanmış küçük burjuva kesimlerin işçilerin sosyalizm mücadelesinde olumlu, öncü bir rol oynayacakları yönündeki fikirlerin baskın olduğunu belirtti. 68 hareketinin öncelikle kendi devletini hedef almayan ABD karşıtı bir anti emperyalist bir anlayışla başladığını, daha sonra anlayışın giderek sosyalizmi hedef alan ancak buna giderken devletin temsilci olan polisle çatışılmasına rağmen ordunun ilericiliği yönündeki hakim teorik fikirlerden etkilenen bir noktada durduğunu ancak nihayetinde İbrahim’in getirdiği eleştiriler sonucunda fikirsel olarak bu anlayışlardan koptuğunu ifade etti. Başta Kürt ulusal sorunu, kurtuluş savaşı sürecinin eleştirel olarak analiz edilmesi olmak üzere birçok temel konuda bir kopuş sergileyen Kaypakkaya’nın görüşlerinin sonraki süreçte 68 hareketini ortaya çıkaran dinamikler tarafından görünmek istenmediğini kaydetti. Oruçoğlu son olarak kişilerden ve olaylardan bağımsız olarak esas olması gereken şeyin sorgulayan ve bağımsız muhakeme yeteneği ile hareket eden insanın ortaya çıkması sorunsalı olduğunu vurguladı.

Konuşmaların  ardından III: Oturum soru cevap bölümüyle sonlandırıldı.

“68 ve İbrahim Kaypakkaya” başlıklı IV. oturumun konuşmacıları Sosyalist Meclisler Federasyonu, Yeni Dünya İçin Çağrı, Partizan idi. Bu bölümün moderatörlüğünü Hasan Erkul üstlendi.

PARTİZAN/METİN ÖZKEN:  Kaypakkaya’nın MLM’i Türkiye’ye uygulama biçimini anlatan Metin Özken, partinin esasını kitlelere dayandırdığını belirtti. Kaypakkaya düşüncesi içerisinde en belirgin olan tespitin sınıfların tahlili olduğunu ifade eden Özken, Kaypakkaya ardıllarının da Kaypakkaya fikirlerini dogmatik bir şekilde ele aldığını, Kaypakkaya’yı geliştiremediklerini ifade etti. Bu durumun Kaypakkaya’nın çıkışına aykırı bir durum olduğunu belirten Özken, bu durumun dönemin koşullarına dair söz söyleyebilme yetisini de yitirebileceğini ifade etti.

Kaypakkaya’nın 3 temel özelliği olduğunu ifade eden Özken bunları reddediş, bilimsel yöntem ve kurucu olma özelliği olarak sıraladı. Bu doğrultuda 68 hareketinin kitlelerle birleşmesi sonucu Kaypakkaya ve fikirlerinin ortaya çıktığını ifade eden Özken, konuşmasını Marx’ın fikirler kitleler tarafından benimsenirse maddi bir güce dönüşür sözü ile bitirdi.

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU/HÜSEYİN ŞİMŞEK: Şimşek, İbrahimleri ele alırken Sait Kırmızıtoprak’ı (Doktor Şivan) da ele almak gerektiğini, Denizlerin ve Mahirlerin de 71 kopuşunun birer parçaları olduğunu, köklü bir kopuş sağlanamasa bile o döneme dair belirli eleştirel fikirleri olduklarını ifade etti. İbrahim’in 71 devrimci kopuşunda Mahir ve Deniz’den sonra en son ve ileri halka olduğunu belirten Şimşek, aynı zamanda bu önderlerin sınıfsal ve kültürel arka planına dair de açıklamalarda bulundu. Mahir ve Denizlerin daha çok kentli, memurların çocukları olduğunu ancak İbrahim ve arkadaşlarının daha ziyade kırsal kesimlerden kente gelip okuyan öğrencilerden oluştuğunu belirtti. İbrahim’in yöntem ve politikada esneklik ile sertlik bakımından en çok Lenin’e benzediğini belirten Şimşek, O’nun dünyadaki tüm ezilenlerin mücadele tarihinden öğrenen bağımsız teorik bir hat ile ülkeyi ve çelişkilerini analiz edip, buna uygun bir parti örgütlenmesine önderlik ettiğini vurguladı. İbrahim’in idam edilmeyip katledilmesinin arkasında O’nun fikirlerindeki tehlikeli fikirsel bütünlük olduğunu, şayet katledilmeseydi devlet için daha tehlikeli olacak fikirlerini geliştireceğini söyleyen Şimşek, Kaypakkaya’nın katledilmesinin arkasındaki gerçeklerden birinin de bu olduğunu ifade etti.

YDİ ÇAĞRI/ÇETİN DESDE:  Kaypakkaya kopuş içinde kopuştur. 71 kopuşu devrimci kopuştur. Devrimci kopuş içinde Kaypakkaya komünist kopuştur. İbrahim esası doğru ML görüşleri ortaya koyduğunda 22/23 yaşında genç bir komünistti. ML klasikler daha yeni yeni yayınlanıyordu. TKP’nin Kemalizm’e soldan destek siyaseti solun gelişmesine ağır darbe vurdu. Doğru ML çizgi savunan, devreden bir kuşak yoktu. Uluslararası komünist hareket içinde Mao Zedung Düşüncesi egemendi. MZD’nin yanlışlarına karşı mücadele eden kimse yoktu. Kaypakkaya bu şartlardan bağımsız ele alınamaz. İbrahim bu şartlarda doğruyu aradı, buldu, ortaya koydu. İbrahim’de ML yan ve MZD yanı vardır. ML yan belirgindir. MZD’nin önemli etkisi altındadır. İbrahim’in ML’ye dayanarak doğru tahliller yaparken, MZD’ne dayanarak yaptığı tahliller yanlıştır. Örneğin Çin devriminin askeri yolunu yarı sömürge yarı feodal ülkeler için genelleştirmesi, çağ tespiti, devrimci durum tespiti vs. yanlıştır.

Biz İbrahim’in doğrularını esas alarak, geliştirerek, yanlışlarından koparak bolşevizme vardık. Kaypakkaya ardıllarının İbrahim’i geliştirmedikleri, onun söylediklerinin üzerine söz koymadıkları genel tespiti bize göre yanlıştır. Desde konuşmasını İbrahim’den yaptığı bir alıntı ile bitirdi.

“Herkesin gözü önünde yükseklere bir bayrak çekiyoruz.

Bu bayrak, proletaryanın kızıl bayrağı olacaksa, onun kızıllığını bozan bütün lekeler, ciddi ve titiz bir çabayla silinip atılmalıdır.”

IV. ve son oturum soru cevap bölümüyle son buldu.

İki gün boyunca sempozyumda verimli tartışmalar yürütüldü. Her dört oturumda da dinleyiciler serbest kürsü bölümünde konuşmacılara soru sorma, konu hakkında görüşlerini ifade etme imkanı buldular.

Genel olarak olumlu, başarılı bir sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyumda Kaypakkaya ardıllarının bu tür ortak panel/sempozyumları ortak yapmaya devam etmeleri yönünde öneriler getirildi. Bu önerilere katılıyoruz. Kaypakkaya geleneğinden gelen üç grubun ortak sempozyum örgütlemeleri/yapmaları iyi olmuştur. Bu olumluluğu sürdürmeliyiz…

(Yazıda konuşmacıların konuşma bölümleri https://www.gazetepatika8.com/ haberinden alınmıştır.)

28 Mayıs 2018

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş