RANT KAVGANIZIN HAKEMİ DEĞİLİZ!

31 Mart’ta yerel seçimler yapıldı.

AKP kendi iktidarı döneminde yapılan yerel seçimlerde ilk defa ağır bir yara aldı.

Başta İstanbul olmak üzere Ankara, Antalya, Mersin, Adana Büyükşehir belediye başkanlıklarını kaybetti.

AKP özellikle İstanbul’u kaybetmeyi kabullenemedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmesini ve yenilenmesini talep etti.

Yüksek Seçim Kurulu, burjuva hukuk ile ilgisi olmayan siyasi bir tavırla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar verdi.  Bu karar ile 31 Mart’ta 8,5 milyon seçmenin geçerli oy kullandığı seçimin sonuçları  sıfırlandı.

İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığı seçimi 23 Haziran’da yapılacak.

NEYİ SEÇMEMİZ İSTENİYOR?

23 Haziran seçimi,  birbirinden kötü, Türk egemen sınıflarının temsilcisi faşist devletin savunucusu, halk düşmanı, emekçi düşmanı iki ittifakın, adaylarının hangisinin İstanbul’da Belediye Başkanı olacağı konusunda halkın hakemliğine başvurulmasından başka bir şey değil.

İstanbul’da muazzam rantın hangi parti tarafından yenileceğine, seçmenlerin yeniden karar vermesi isteniyor.  Oysa 31 Mart’ta karar verilmişti. Bu karar AKP/MHP bloğunun hoşuna gitmediği için yeniden seçim yapılıyor.

31 Mart’ta seçim sahtekarlığı tiyatrosunun kapanmış perdesi tekrar açılıyor.

23 Haziran seçimi meşru bir seçim değildir!

Kendiniz çalın, kendiniz oynayın!

Biz sizin rant kavganızın hakemi değiliz!

Rant kavganızı bizsiz yapın!

Seçim sahtekarlığınızın figüranları olmayacağız!

Ne Yıldırım, ne İmamoğlu! 23 Haziran seçimini boykot edelim!

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE!

İşçilerin, emekçilerin hâkim sınıfların iki kanadı, “Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” arasında süren iktidar mücadelesinde desteklenmesi gereken bir taraf yoktur! Her iki cephede yer alan partiler sistemin/ devletin partileridir. Savundukları devlet faşisttir, halklara düşman bir devlettir! 

“Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” arasında, iki faşist kamp arasındaki kavga, ne demokrasi kavgasıdır, ne de faşizme karşı mücadeledir. Kavgaları devlete kimin hâkim olacağı, devleti kimin yöneteceği kavgasıdır. Bu kavga bizim, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin kavgası değildir!
İmamoğlu ve Yıldırım’ın peşine takılmak, birine karşı diğerini tercih edip desteklemek, bunların rant kavgasında, bunlara dayanak ve kaldıraç olmak zorunda değiliz.   Egemen sınıf klikleri arasında, onların şu veya bu siyasi akımı, partisi vb. arasında tercih, işçi sınıfı, emekçiler açısından özünde farklı olmayan kötüler arasında bir tercihtir. Kötünün biraz daha az kötüsü de kötüdür!  

Egemenler arasındaki iktidar dalaşından bağımsız tavır takınalım, bağımsız sınıf mücadelesi yürütelim. Burjuva kliklerin kendi aralarındaki iktidar dalaşının parçası/uzantısı olmayalım.

Hem “Cumhur” hem “Millet” ittifakından kendimizi ayıralım. Kendi bağımsız siyasetimiz ve propagandamız ile mücadele edelim.

Egemenlerin kendi aralarındaki iktidar kavgasının parçası olmak, birine karşı diğerini tercih etmek kurtuluş değildir.

Kurtuluş bir bütün olarak burjuvaziye, sömürü düzenine karşı verilecek olan devrim mücadelesinden geçer…

Seçim oyunu ile oyalanma, sömürü düzenine karşı devrim mücadelesini yükselt!

NE MİLLET, NE CUMHUR İTTİFAKI, TEK YOL DEVRİM!

5 Haziran 2019

Yeni Dünya İçin ÇAĞRI

 

 

 

 

 

 


 

 

Paylaş