19. MUNZUR KÜLTÜR VE DOĞA FESTİVALİ’NDEN İZLENİMLER…

Dersim, 1937/1938 soykırımının yurdu!

Dersim, bitmek bilmeyen baskıların, asimilasyonun coğrafyası!

Dersim, kendine has kültürüyle ayakta kalmayan çalışan coğrafya!

Dersim, her şeye rağmen umudun yitirilmediği, mücadelenin şu veya bu şekilde sürdüğü bölge!

İki yıl aradan sonra, 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 25-28 Temmuz tarihlerinde Dersim’de yapıldı.

19. Festivalin şiarı,  “DERSİM’E, İNANCINA, DİLİNE, KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIK, YAŞA VE YAŞAT” idi.

Festival boyunca Dersim merkezde konser, panel, sergi, belgesel gösterimi, basın açıklaması, yürüyüş vb. etkinlikler gerçekleştirildi.

Festival boyunca valiliğin, emniyetin baskıları, yasakları, keyfi uygulamaları eksik olmadı.

Valilik Festival kapsamında gösterimi planlanan Cumartesi Anneleri Belgeseli ve LGBTİ Kavram Atölyesi etkinliğini, “Genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacı” gerekçesiyle yasakladı. Geyiksuyu festival programı da Valilik tarafından yasaklandı.

Belediye Konferans Salonu’nda yapılması planlanan “Güncel siyasal gelişmeler ve çözüm önerileri” paneli, polisin kamera kaydı yapmak istemesi üzerine panel Sanat Sokağı’nda yapıldı. Polisin keyfi tutumu Belediye binası önünde yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi.

Festivale biz de  katıldık. Seyit Rıza Meydanı’nda    yayın ve kitap masası açtık. Masada yayınlarımızı ve kitaplarımızı sergiledik. SMF, Yeni Demokrasi, ESP, HDP, EMEP, PSK, SEP, PDD masa açan diğer kurumlardı.

Festivalin başladığı ilk gün polis yayın masalarını gezerek GBT kontrolü yaptı. Dergileri, kitapları inceleyen polis görüntü aldı. Polisin stantlara asılan flamalara müdahale etmesi durumunda, kurumlar ortak tavır alma kararı aldı. Fakat buna gerek kalmadı. Flamalara müdahale edilmedi.

Festival başlamadan iki gün önce yayın masası açtık. Stadyumda yapılan konserlerde, Ovacık Munzur Gözelerinde elden yayın satışı yaptık.

Festivalden izlenimler:

*Festivale genel katılım, geçmişte yapılan festivaller ile karşılaştırıldığında düşüktü. HDP’nin festivale katılımı sönüktü. Festivalin son gününde Eşbaşkan Sezai Temelli’nin Festivale katılması bu gerçeği değiştirmiyor. Geçmiş yıllarda yapılan festivallere  HDP’nin yoğun katılımı/tabanını yoğun bir şekilde mobilize ettiği bilindiğinde, bu yıl bunun yapılmadığı olgudur. Yerel seçimlerde düşülen ayrılık/festival programı sırasında yaşanılan tartışmaların bu durumda etkili olduğunu düşünüyoruz.

*Genel olarak Festival havası yoktu. Festival başlayana kadar bir tedirginlik vardı. Festivalin yapılıp yapılmayacağı, Festival başlayana kadar açık değildi. Festivalin yasaklanacağı söylentisi vardı.

Dersim’de baskılar, yasaklar insanları canından bezdiriyor. Dersim şehir merkezine girmek ve çıkmak için üç kontrol noktasından geçmek gerekiyor. İlçe giriş çıkışlarında kontrol noktaları yanında, ilçeler arası yollarda da kontrol noktaları var. Festival boyunca Dersim’i gezen bir arkadaş bu durumu şöyle özetledi: “GBT manyağı olduk!”

Bütün bu baskılara rağmen binlerce insanın Dersim’e gelmesi, etkinliklere katılması ve Festivalin yapılmış olunması olumludur.

*Kitaplara, dergilere ilgi yeterince yoktu. Geçmiş yıllar ile kıyaslandığında kitap ve dergilere ilgi epey düşmüştü. Gözlemlediğimiz kadarıyla Dersim’de yerleşik olanlar yayınlar ile ilgilenmezken, ilgi gösterenler daha çok yurtdışından, Türkiye’den gelenlerdi.

*Kayyum Dersim şehir merkezinin, Munzur kıyısının çehresini değiştirmiş. Munzur kıyısında parklar, kafeler yapılmış. Yüzme havuzu yapılmış. Elektrik direkleri ışıklandırılmış. Munzur üzerinde boğaz köprüsüne benzeyen iki köprü yapılmış. Işıklandırmada Türk bayrağı unutulmamış, yoğun bir biçimde Türk bayrağı motifi kullanılmış.

Kayyumun çevre düzenlemesi memnuniyetle karşılansa da oya dönüşmemiş. Devlet desteği ile halktan kesilen vergiler ile bunlar yapılmış olunsa da milyonlarca lira belediye borçlandırılmış. Yerelde yapılan her işte olduğu gibi Dersim’de kayyumun yaptığı işlerde de birileri köşeyi dönmüş!!

*Yerel seçimlerde Dersim’de kurumlar arasında yaşanılan ayrılığı Festival döneminde de gözlemledik. Düşüncemize göre kurumlar arasında var olan çelişmeler, ayrılıklar ne olursa olsun, bunları festivale yansıtmamak gerekiyordu.

Dört yıl sonra festivalin yapılıyor olunması, Dersim’de baskıların sürüyor olması, yeniden köy boşaltmaların gündemde olması vb. kurumlar tarafından  dikkate alınmalıydı.

Festivalin başarılı geçmesi için birlikte çalışmak gerekiyordu.

Zira Festivalin başarılı geçmesi şu veya bu kurumun hanesine değil, bir bütün olarak Dersim’in hanesine yazılacaktır.

Festivale katılan Yeni Dünya İçin Çağrı okurları

31 Temmuz 2019

 

.

 

Paylaş