1 EYLÜL “DÜNYA BARIŞ GÜNÜ”

GERÇEK BARIŞ İÇİN DEVRİM GEREK!

1 Eylül 1939’da 20. yüzyılın en kanlı ve barbar savaşını başlatan Nazi orduları, Polonya’ya saldırarak İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına ve milyonlarca insanın ölümüne neden oldular. 1 Eylül 1939, İkinci Dünya Savaşı’nın resmen başladığı tarihtir.

1 Eylül, 1950’de Dünya Barış Konseyi tarafından barış günü olarak ilan edildi.1950’de Stockholm’de, ünlü Fransız düşünürü Jan Paul Sartre’in da katıldığı bir toplantıda bir araya gelen dünya aydınları savaş karşıtı bir bildirge yayımlayarak, dünya ülkelerine ve liderlerine “Bir daha savaş olmasın” çağrısı yaptılar. Bu çağrıyı pekiştirmek için de İkinci Dünya Savaşı’nın resmen başladığı tarih olan 1 Eylül’ü, Dünya Barış Günü ilan ettiler.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı gününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etti.  Daha sonra “Barış Günü”nün tarihi 21 Eylül olarak belirlendi.

1 Eylül tüm dünyada “barış günü” olarak kutlanıyor.

Devrimciler ve komünistler açısından 1 Eylül, emperyalist, gerici, haksız savaşlara ve her türlü gericiliğe karşı mücadele günüdür.

Bugün de dünyanın çeşitli bölgelerinde savaşlar sürüyor. Savaşların nedeni olan emperyalistler kârlarına kâr katıyor!

Emperyalistler bir yanda çıkarları için savaş yürütürken, diğer yandan “barışsever” görünmeye çalışıyorlar.

Emperyalistler lafta “barışsever”dir. Gerçekte onlar savaş çığırtkanıdırlar! Çünkü savaştan çıkarları vardır! Eldekini tutmak, yayılmak, yeni alanlara girmek, daha fazla sömürmek vs. savaş sürdürmeyi de gerektirir çoğunlukla. Bunun için siyaset yanında savaş aygıtına da ihtiyaç duyarlar. “Savaş siyasetin başka araçlarla” (şiddet araçlarıyla) “devamıdır.” (Carl von Clausewitz) Çıkarlar söz konusu olduğunda savaş herşeydir, gerisi teferruattır.

“Barış” emperyalistlerin ağızlarında çiğnedikleri sakızdır. Gerçekte savaşın bizzat kendisi onlar için sermayelerini büyütmek, daha fazla kazanmak için başvurulan yollardan birisidir. Bu konuda dünyada ve bölgemizde “savunma sanayi”   adı altında savaşa, saldırganlığa, silahlanmaya ayrılan bütçelere/ rakamlara bakıldığında sahtekarlık ortaya çıkıyor.

Emperyalistler “barış” palavraları ile savaşın gürültüsünü bastırmaya çalışırlar. Tüm sahtekârlıkları, iki yüzlülükleri ile onlar, evet savaşları hazırlayanlar, halkları birbirlerini kırması için cepheye sürenler, savaş yürütmek için milyarlarca dolar kaynağı savaş sanayisine yatıranlar, savaş yürütmek için ordular oluşturan, besleyen, çarpıştıranlardır.

Haksız ve yağmacı savaşlar, emperyalist sistemin ürünüdür. Emperyalist sistem var olduğu sürece savaşlar kaçınılmazdır.

Komünistler savaşları haklı ve haksız savaşlar olarak iki kategoriye ayırır. Gerici, emperyalist emeller uğruna yürütülen karşı devrimci, haksız savaşları ret eder, bu savaşlara karşı çıkar. Haksız savaşlara  karşı işçi sınıfının, ezilenlerin, halkların haklı taleplerini elde etmek için yürüttükleri ilerici, devrimci, haklı savaşlardan yana tavır takınır, savaşın haklı yanını destekler, bizzat  bu savaşları yürütürler.

Komünistler kapitalizmin/emperyalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada savaşların kaçınılmaz olduğunu, emperyalizm/kapitalizm bütün dünyadan işçi sınıfı önderliğinde devrimlerle yok edilmedikçe, savaşların var olacağını, kaçınılmaz olduğunu bilir. Savaşları bir bütün olarak “antika eserler müzesi”ne gömmenin, insanlık tarihinin geçmişindeki bir kötülük haline getirmenin biricik yolu, devrimci savaşlarla, sömürü sistemini yok etmek; k o m ü n i z m e doğru kesintisiz devrimler içinde ilerleyen bir dünya kurmaktır.

Burjuvazinin/sermayenin egemenliği/iktidarı şartlarında halklar arasında gerçek bir eşitlik, gerçek ve kalıcı bir barış mümkün değildir.  Gerçek ve kalıcı barış ancak devrimle kazanılabilir!

Gerçek barış için tek yol devrim!

27 Temmuz 2019

 

 

Paylaş