Bu yılki Mauthausen Temerküz Kampı’nın kurtarılış kutlamaları Korona virüs krizi nedeniyle şimdiye kadarki alışılagelmiş şekil ve biçimleriyle gerçekleşemiyor. Avusturya Mauthausen Komitesi’nin bu seneki kutlama mottosu “Sınırlar Olmaksızın İnsanlık”tır. Bu şiar altında 10 Mayıs 2020 Pazar günü saat 11.00 ile 12.00 arasında Avrupa çapında en büyük Uluslararası Kurtarılış Kutlaması ilk olarak virtüel, dijital, sanal ortamda gerçekleşecektir. Bu kutlama çeşitli medya kuruluşları tarafından yayımlanacaktır. Ayrıca 26 Nisan ile 20 Mayıs 2020 arasındaki virtüel anma haftaları, çeşitli etkinlikler düzenlemek planlanmıştır.

Avusturyalı devrimcilerin bu münasebetle çıkardıkları bildirinin Türkçe çevirisini aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

08. 05. 2020 Avusturya YDİ-Çağrı Okurları  

MAUTHAUSEN TEMERKÜZ KAMPININ KURTARILIŞININ 75.YILI

SAVAŞIN SONA ERİŞİNİN VE NAZİ FAŞİZMİNDEN KURTULUŞUN 75.YILI

Mauthausen Temerküz Kampının Kurtarılışına ilişkin anma toplantıları bu yıl “Sınırlar Olmaksızın İnsanlık” mottosu altında gerçekleşiyor. Mauthausen Komitesi her yıl olduğu gibi bu yıl da memnuniyetle ilgilenmek istediğimiz güncel siyasi durum hakkında bir açıklama çıkardı. 2020 için ağırlık noktası bu bağlamda ırkçı-gerici sınırlama rejimi üzerinde bulunmaktadır. Bu, her ne kadar yazarları tarafından Nazi-rejiminin tarihsel cürümleri ile ilgili olarak ele alınsa da ne var ki, gerçek sebebiyet vericileri, egemen kapitalist-emperyalist sistemi hedeflememektedir. Bu açıklama sadece ahlaki-insancıl bir vurgulamada tıkanıp kalmakta ve bu hâkim rejimin temsilcileri ile faşistleşme ve gerici önlemlerinin kahramanlarına karşı bir iddianame hiçbir şekilde değildir. Açık hudutlar için bir çağrı Kurz [Avusturya başbakanı -ÇN]-rejimi temsilcilerinin eş zamanlı bir katılımındaki kutlamalarda hem gerçekten demokratik tüm demokratik güçler için hem de AB-sınır politikasının cinayet kurbanları için bir hakaretten başka bir şey değildir.

“Bu insanlara yardım etmek ve hudutsuz insanlığın bir Avrupa’sından yana davranmak Avrupa’daki herkesin görevidir.” (2020 Çağrısından) (1)

İnsanlık, emperyalizmdeki egemen sınıf ilişkilerinde daima kâr çıkarlarının arkasında duracaktır. Demokrasi burjuvazi için içi boş bir kılıftır.

Kapitalist-emperyalist sistemin prensibi eskiden olduğu gibi bugün de milliyet, ten rengi ve ırk temelinde halkları bölüp parçala- maktan ibarettir. Tarihsel değerlendirmede Mauthausen Komitesi de bunu kabul ediyor: “Kadın ve erkek Yahudiler düşman tasvirinde 1 numaraydılar; ama siyasi hasımlar, direniş savaşçılar ve diğerleri de Nazi-propagandasında teşhir edildiler, felaketler çağrıştırdılar, korkular ve nefret tetiklettirdiler.”– Peki ama bugün belki farklı mı? Hayır, geçmişte Yahudiler karalandılar ve bugün çoğunlukla yabancılar, emek göçmenleri ve ilticalar bu karalanmayla karşı karşıyadırlar. Egemen sınıfın böyle hareket etme nedenleri değişmedi.

Bugün her ne kadar savaş yoksa da dünyanın birçok yerlerinde yerel mahallerde temsilci savaşları yürümektedir. Bu savaşlar nedeniyle milyonlarca insan yaşamlarını yitirdiler ve giderek hâlâ kaybetmeyi sürdürmektedir. Güncel olarak 60 milyondan daha fazla insan yerleri yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmışlar ve kaçıştadırlar. Bu sırada sayısı bilinmeyenler öldüler veya katledildiler. Hitler-faşizmi ve onun temerküz kampları [TK] bugün artık yoklar ve insanlar endüstriyel olarak artık katledilmiyorlar. Bu doğrudur, ama oysaki kapitalist-emperyalist devletlerin en kârlı işi dünyanın savaş alanlarındaki silahlanma sanayi ve silah ihracatı daha hâlâ kalıp durmaktadır.

Bugünkü görev, kâra dayalı olan ve insanlık için sürekli bir sorun oluşturan bu sömürü sistemidir. Bizler tüm emekçileri bu kapitalist-emperyalist sistemi yerle bir etmeye ve üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin olmadığı ve sömürüsüz bir toplum düzenini inşa etmeye çağırıyoruz.

Güncelliği giderek hâlâ önemli olan 16 Mayıs 1945 tarihli (2) kurtarılıştan sonra ilan edilen Mauthausen Andında şöyle deniyor: “Tüm halkların akan kanlarının anısına, Nazi-faşizminin katlettiği milyonlarca kardeşlerin anısına bu yolu asla terk etmeyeceğimize ant içeriz.” Biz komünistler için Hitler faşizminin döktüğü kanın henüz daha kurumamış olduğu geçerlidir.

Gazlanarak, dövülerek ve kurşuna dizilerek katledilen insanları asla zihinlerimizden silmeyeceğiz. Bu acılar insani hafızadan öyle kolay kolay uzaklaşmaz. Şimdilerde “vatanımızı” veya “hudutlarımızı” kaçaklardan korumak, sınır kontrollerimizi arttırmak ve hudutlara dikenli tel örgüler çekmek zorundayız deniyorsa, o zaman bu, emperyalist korunma ve savaş hazırlığından, onlar tarafından sebep olunan sefaletten başka bir şey değildir. Örneğin Türkiye /Kuzey Kürdistan’daki faşist Erdoğan rejimi gibi hükümetler, metropol devletlerini kendi ülke hudutlarını açmakla tehdit ederek ilticacılardan siyasi ve mali kazanç elde ediyorlar. Bununla sınırlama rejimi ile baskının daha da keskinleşmesi bu başroldekileri ilgilendirmiyor. Mülteciler çokça arttırılmış ekonomik sömürüye tabi oluyorlar.

Bu yeminde daha sonra şu deniyor: “Şu çağrıyla tüm dünyaya sesleniyoruz: Bu çalışmada bize yardım ediniz!” Evet, onlar / bizler, mültecilerin bir ping pong topu gibi bir oraya bir buraya savruldukları ve onların dünya çapındaki acılarının korkunç bir drama gelişmiş olduğu bir durumda dünyaya sesleniyoruz. Bu küresel COVİD-19 pandemisi bu bağlamda mültecilerin bizzat kendi başlarına bırakıldıkları bu durumu keskinleşiyor.

TK’dan kurtulup hayatta kalmayı başaran Aba Lewit hatırlarken bizleri şöyle uyarıyor: “Bir insan hayatı bir insan yaşamıdır. Bunlar canilerdi. Gerçekten caniler. Kendi öz evladının tekmelerle ezildiğini, gazla zehirlendiğini veya başka bir şeyi seyretmek zorunda kalmasını kimseye dilemem. (…) Eğer umut kıvılcımı olmasaydı, hiç kimse kurtulup sağ kalamazdı.” (3) 

Bu yılki 8 Mayıs’ta aynı zamanda Nazi faşizminden kurtarılışın ve Avrupa’daki İkinci Dünya Savaşının sona erişinin 75. Yılını da kutluyoruz. Bu bağlamda burjuva propagandası Sovyetler Birliği’nin ve Anti-Hitler-Koalisyonundaki çeşitli, çoğu kez komünist direniş savaşçılarının rolünü kötülemeye, kara çalmaya çalışmaktadır. Onların, emperyalist dünya savaşının kaderinin belirlenmesinde başı çeken, kurtarılmış bir toplumdan ve kapitalist tekellerin bertaraf edilmesinden yana takındığı tavırla AB’ne uygun bir tarih yazılışına uyum sağlamıyorlar.

Önceleri halk demokratik ve sosyalist ülkelerdeki revizyonizmin zaferi ile birlikte somut olarak devletsel düzeyde sosyalizm ile kapitalizm arasındaki çelişki belki kaybolmuş olabilir. Oysa ideolojik düzeydeki çelişki hâlâ varlığını sürdürüyor. Burjuvazinin sosyalizmin kazanımlarına karşı bir kampanya yürütmediği bir gün bile geçmiyor. Lenin, Stalin ve Mao Zedung’a karşı aralıksız kışkırtmalarıyla proleter kitleleri sınıf mücadelesinden ve devrimci-komünist bilinçten alıkoymaya çalışıyorlar.

Bu kendisini, Avrupa Parlamentosu’nun 19 Eylül 2019 tarihli “İkinci Dünya Savaşının Başlamasının 80. Yıldönümü ve Avrupa’nın Geleceği İçin Avrupai Tarih Bilincinin Önemine Dair” kararında gösteriyor. Bizler, burjuva parlamentolarının kararlarından hiçbir objektivizm beklemiyoruz. Ama yine de biraz tarihi anımsamaya çalışalım:

11 Mart 1938’de Nazi Almanya’sı Avusturya’yı işgal etti. Akabinde Çekoslovakya alaşağı edildi ve daha sonra işgal edildi. Almanya’nın Avusturya’ya askeri olarak girişinden beş ay sonrasında Almanya’nın Büyük Britanya ile üzerinde anlaşmaya varmış olduğu en önemli sözleşmelerden biri, Alman deniz kuvvetlerinin gücünü Britanya’nınkinden en az %50 büyütmesiydi. İkinci Dünya Savaşının Avrupa’da başlaması daha 1 Eylül 1939’dan çok önce, Polonya’nın istilaya uğradığı zaman ile birlikte bu savaşın ana hedefinin Sovyetler Birliği’ne yöneleceğinin aşikâr olduğunda başlamıştı. 20 milyondan fazla Sovyet vatandaşlarının canlarını verdikleri Sovyetler Birliği’nin kahramanca direnişi olmasaydı, Hitler-faşizminin alaşağı edilmeyecek ve 1942/43’deki savaşın dönüşüm noktasına kadar ki somut durumda olduğu gibi birçok halkların köle hâline getirilecekti. Ne Avrupa Parlamentosu ne de benzeri kuruluşların, gerici totalitarizm teorisi çerçevesi içinde gerçekte faşizmi ve onun cürümlerini küçümsemesini, faşizm ile komünizmi bir eşitlemeye çaba göstermesini bu savaşta ölmüş bulunan insanlara hatırlatmaya hakkı yoktur. Avrupa Birliği’nin bu kararı insanlık tarihine yüzkarası olarak geçecektir.          

Tüm bu AB-çarpıtmaları ve anti-komünist kışkırtmalarda unutulmaması ve giderek yeniden açıklığa kavuşturulması gereken şey, emperyalizmin kendisinin krizleri, savaşları, çevre tahribatı, sömürüsü ve baskısı ile birlikte insanlık tarihinin en büyük toplu katili olduğudur. Ancak kapitalist-emperyalist sömürü düzeninin devrilişi ve sınıfsız toplumun kurulması bu berbat durumların üstesinden gelebilir ve insanlığı kurtarabilir. Faşizme karşı mücadelede dünya çapında canını vermiş bulunan tüm insanların anısına saygıyla bu mücadeleye sürdürmek ve onun tamamlamak için yürütmek zorundayız.

Faşizme Ölüm!

Faşizmin Arkasında Sermaye Duruyor – Kurtuluş Uğruna Mücadele Enternasyonaldir!

Yaşasın Özgürlük! Yaşasın Sosyalizm!

------------------

(1) https://www.mkoe.at/sites/default/files/files/angebote-projekte/Info-Menschlichkeit-ohne-Grenzen.pdf

(2) Mauthausen Andının tam metni https://www.mkoe.at/sites/default/files/files/Mauthausen-Schwur.pdf  adresinden indirilebilir. Türkçesi için Bkz.: Güney dergisi, sayı 55/2011, s. 31.

(3) https://www.mkoe.at/sites/default/files/files/angebote-projekte/Info-Menschlichkeit-ohne-Grenzen.pdf

Bizler 1995’ten beri, her şeyden önce sınıf bilinçli işçilere yöneldiğimiz bildiriler yayımlıyoruz. Bunların metinleri 2001’den buyana çıkmaktaki gazete ‘Proletarische Revolution’ (Proleter Devrim)’de de basılmaktadır.

Hedefimiz, sınıflarsız, baskısız ve sömürüsüz bir toplum düzenidir. Bunun için kadın ve erkek işçilerin sınıfı kendisinin bir mücadele partisini inşa etmek, iktidarı fethetmek, üretim araçları sahiplerini mülksüzleştirmek ve burjuva düzenin tüm kalıntıları ortadan kaybolana değin sınıf mücadelesini sürdürmek zorundadır. 1960’lı yılların ortasında SBKP’nin hatalarıyla hesaplaşma içinde ve Sovyetler Birliği’ndeki bürokratik devlet kapitalizmini

yolunu hazırlayanlara karşı keskin mücadele içinde marksist-leninist bir genel hattı savunmuş olan ve yeni komünist partilerinin kurulmasına götüren uluslararası devrimci-komünist hareketin geleneğine sahip çıkıyoruz.

Bizler devrimci komünistleriz ve bu nedenle KPÖ (Avusturya Komünist Partisi-ÇN)’inde örgütlü değiliz.

IA RKP                                                                                                                                  Proletarische Revolution (Proleter Devrim)

Devrimci-Komünist Bir Parti İnşası İçin Girişim                                                         Avusturya’da Devrimci-Komünist Gazete

Stiftgasse 8, A-4070 Wien, ia.rkp2017@yahoo.com                                                   Stiftgasse 8, A-4070 Wien                                                                                                                                                                    

iarkp.wordpress.com                                                                                                           prolrevol.wordpress.com                                                      (Mayıs 2020)

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                   

Paylaş