AVUSTURYA

12 SAATLİK İŞ GÜNÜNE, 60 SAATLİK HAFTALIK ÇALIŞMAYA HAYIR!

20. yüzyılın başlarına tekrar geri dönüş Avusturya’da başlıyor! Avusturya koalisyon hükümeti ÖVP (Avusturya Halk Partisi) ve FPÖ (Avusturya Özgürlükçü Partisi) çalışma süresini günde 12 saate, haftada 60 saate çıkartmak isteyerek yüzyıl öncesine geri dönüşü yasallaştırmaya çalışarak işçi sınıfına ve emekçilere dayatmak istiyor. Günlük 8 saatlik çalışma zamanı artık Avusturya’da çalışan işçi ve hizmetliler için tehlike çanları çalıyor. Koalisyon hükümeti 14.06.2018 tarihinde bir yasa teklifi hazırlayarak 3 Temmuz’da parlamentoya sunacak. Bu yasayı işçi temsilcileri ve sivil toplum örgütleri ile hiçbir tartışma yürütmeden ve fikir almadan, federal meclisten geçirmek istemektedir. Bu zamana kadarki geleneksel uygulama ise Avusturya hükümetleri çıkacak yasalarla ilgili olarak çeşitli sendika, işçi odası ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerine başvururdu, bu hükümet bir alışkanlığı da bozmaya başlamaktadır aynı zamanda.  

Yasal olarak Avusturya’da çalışma saati 8 saattir. Sunulan yasa taslağında işverenler bir emekçiyi günde 12, haftada 60 saate kadar çalıştırmak istenmektedir. Yine sunulan taslakta gönüllülük esası  ortadan kalkmaktadır. İşverenler bizde artık çalışma süresi 12 saat çalışacaksın dedi mi bir işçinin itiraz etme hakkı yeni gelmekteki yasayla elinden alınmaktadır ve o günden itibaren 12 saat çalışmak zorundadır. Var olan yasada günde 10 saate, haftalık elli saate kadar çalıştırabiliyordu, fazla çalıştırılmasına bir işçinin itiraz etme hakkına sahipti. Yine bu yasa taslağında en önemli değişikliklerden bir tanesi 8 saatten sonrası, fazla mesai ek ödenekleri ödemesini esas olarak içermemektedir. Var olan yasada ise şöyle; fazla mesai ödenekleri %50 olarak ödenmekteydi, şayet bunu izin ve zaman denkleştirilmesi olarak kullanmak istiyorsa, bunun saat hesabı 1’e 1,5 olarak yapılıyor. Şimdiki yasada bu ödentilerin hepsi ortadan kalkmaktadır. Koalisyon hükümeti ÖVP-FPÖ patronlara emekçileri daha çok gaddarca nasıl sömürülür yasasını sunmaktadır. 

 Üstelik ilgili geçerli toplu iş sözleşmelerinde 12 saat günlük çalışması, haftalık 60 saat çalışma saati  orantısız ekonomik dezavantaj sözde nedeniyle esneklik zaten var. Şimdiki yasada işçileri zaten haftalık olarak istisnai hâllerde 60 saate kadar çalıştırabiliyorlar. 

Hükümetin başı, Başbakan Sebastian Kurz işçiler bu yasanın çıkmasına karşı değiller gibi işçiler adına açıklamalarda bulunmaktadır. Aslında bu yasayla seçimlerden önce patron örgütlerinden aldığı yüklü miktarda bağışların karşılığını üstüne katarak onlara geri ödemeyi amaçlamaktadır.  

Avusturya AB ülkeleri içerisinde yasa olarak en çok çalışma saati haftasına sahip bir ülke. AB standartlarında haftalık çalışma saati 48 saat ve 17 haftaya kadar çalıştırabilir, Avusturya’da ise bu sınır şimdilik haftalık 50 saat 24 haftaya kadar çalıştırma hakkına sahiptir.

 12 saat iş günü veya haftalık 60 saatlik çalışma haftası 1885-1919 arasına geri dönüşten başka bir şey değil.

2014’de Avusturya ÖVP ve SPÖ (Avusturya Sosyal-demokrat Parti) koalisyonu oluştururken protokole 12 saat çalışma süresini koymuştu.  2017’de bu yasanın değişmesi için o dönemin Başbakanı SPÖ Christian Kern gündeme getirmiş, sendikalar birliği, işçi odası ile patronların tavan birlikleri gibi sivil toplum örgütlerine görüşlerini bildirmeleri ve kendi aralarında “sosyal ortaklar” olarak anlaşmaları  için 2017 Haziran sonuna kadar süre tanımış, yoksa kendilerinin hükümet olarak bu yasayı çıkartacaklarını altını çize çize kamuoyuna bildirmiştir.  SPÖ muhalefette kaldığından yeni çıkacak yasaya karşı çıkmaktadır. Kitleleri tekrar harekete geçirmek, güven kazanmak için çok ‘şiddetli‘ bir şekilde karşı çıkmaya çalışıyorrrrrrrr.  Burjuva siyasetinin iki yüzlülüğünden başka bir şey değildir bu tavır.  [“AVUSTURYA’DA KOALİSYON HÜKÜMETİ DAĞILDI. 15 EKİM 2017’DE ERKEN SEÇİM VAR” başlıklı 16. 07. 2017 tarihli yazıda tavrımız mevcuttur.]

 İşçi sınıfı Avusturya’da sınıfsal konumda örgütsüz durumdadır. Onun ekonomik çıkarlarını temsilen örgütlü olduğu tek kurum ise Avusturya Sendikalar Birliğidir (ÖGB). Bu zamana kadar en iyi söylemleri hepimiz aynı gemideyiz, herkes fedakârlık yapmak zorundadır gemi su almaya başlamışsa hepimiz birlikte batarız. Sendika aristokratlarının tavrı ise işçilerin haklarını savunmada şu anda iyi durumda değildir ve gerçek anlamda da hiçbir zaman işçilerin haklarını savunmuş ve mücadele etmiş değildir. Yeni çıkacak olan yasaya karşı ÖGB işçilerin tekrar güvenini kazanmak için, işçilere yasa hakkında bilgilendirme toplantıları yapmakta ve 30.06.2018’da Viyana’da merkezi bir yürüyüş düzenleyerek kendi üyelerinin güya haklarını savunmak için seferber etmeye çalışmaktadır. ÖGB’nin yasanın çıkmasına karşı işçileri bilgilendirme toplantıları ve yürüyüş gibi eylemleri düzenlemesi onu mücadeleci sendika olduğu anlamına gelmez. 

İşçileri 12 saat fabrikaya zoraki bağlayarak insanların sosyal ve aile yaşamı tamamen bitirilmek istemektedirler. En önemlisi de uzun çalışma süresinde iş kazalarının artmasına ve emekçilerin sağlıklarının daha da bozulmasına yol açacaktır.

12 saat çalışma gününün yüzyıl sonra yeniden hortlatılmasına karşı mücadeleyi örgütleyelim.  

Çalışma süresini 12 saat yükseltme yerine var olan işi işçiler ve işsizler arasında bölüştürmek, paylaştırmak niyetinde değildir kesinlikle bu hükümet. Bu yeni gelen yasayla birlikte işsizlik sayısı azalmayacak, sömürü daha da katmerleşecek.

Bizler emekçiler olarak var olan sendikalara üye olup örgütlenmeli, çalıştığımız işyerlerinde ÖGB’nin işçi aristokratı temsilcilerine karşı bağımsız grev ve mücadele komiteleri kurmalıyız.

Emeğe dayalı kapitalist sömürü sistemini ortadan kaldırmadığımız sürece, işçiler emekçiler açısından değişen bir şey olmayacak. Tek çare işçiler mücadeleyi kendi ellerine almalı, kendi örgütlü, mücadeleci öncü müfrezesi gerçek proletarya partisini inşa etmeli. Bilinçli işçiler Avusturya’da bu göreve dört elle sarılmakla karşı karşıyadırlar. Bu sömürü sisteminin alternatifi sosyalizmdir.

27.06.2018                                                 

Avusturya YDİ ÇAĞRI/Yeni İşçi Dünyası Okurları  

 

Yüz binden fazla kitle (çeşitli medya ve düzenleyici katılan sayısını 100.000’in üzerinde verirken, polis katılımcı sayısını önce 30 bin, sonra ÖGB’nin itirazı üzerine 80 bin olarak ilan etti) 12 saat iş gününe, 60 saat haftalık çalışmaya güçlü bir katılım sağlayarak hayır dedi. Yüzbinler ÖGB’nin çağrısı üzerine başkent Viyana’ya çeşitli şehirlerden trenlerle, otobüslerle adeta sel olup aktılar. Çıkacak olan yasa işçilerin özel yaşamını ve sağlığını derinden etkileyeceğinden dolayı güçlü seslerini yan yana getirdiler. Yürüyüşün toplanma alanına sel olup akan işçiler ve emekçiler günlük 12 saat çalışmaya hep bir ağızdan hayır diye haykırarak giriyorlardı.   Toplanma alanından başlayarak yürüyüş boyunca miting alanına varıncaya dek düdüklerini hep öttürdüler, ağızlarında ise tek bir sloganları vardı o da 12 saat çalışmaya hayır!

ÖGB- Başkanı Katzian konuşmasını yüzbinler Viyana’ya hoş geldiniz! diye selamladı ve ardından şöyle devam etti: Umarız koalisyon hükümeti bu sesinizi duyar ve çıkacak olan yasayı halk oylamasına sunar, kararı tamamen sizlere bırakır gibi konuşmasını devam ettirdi.

Avusturya’da yaşayan Kuzey Kürdistan/ Türkiye’den gelen insanlardan yürüyüşe hiçbir ilgi yoktu toplam katılım sayıları belki 200 kişi anca vardı. Kendilerini güya demokratik kitle örgütleri diye adlandıranlar, kendi yaptıkları yürüyüşlerde çokça enternasyonal dayanışmadan bahsedenler Avusturya’daki sorunlara karşı mücadele ile dayanışmayı raflara kaldırmış ya da tatile çıkmış görünüyorlar.  

Yürüyüşün en güzel yanı ise bir Avusturyalı işçi Kuzey Kürdistan/ Türkiyeli komşusuna Yeni İşçi Dünyası gazetelerimizden aldı, bu davranış beni çok duygulandırdı. Bu yürüyüşe yukarıdaki çıkartmış olduğumuz bildirimizi 200 adet çoğaltarak katıldık, bildirilerimizi KK/T kökenli işçilere ulaştırmaya çalıştık. Ancak elimizde otuzun üzerinde bildiri kaldı.

01.07.2018

Yürüyüşe katılan YDİ ÇAĞRI/Yeni İşçi Dünyası okuru.   

 

 

Paylaş